Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 17

Muharrem başladı konuşmaya. “Haruncuğum… Hep bir oğlum olsun istemiştim, ama Şermin’den başka çocuğum olmadı. Eğer bir oğlum olsaydı, aynı senin gibi olmasını isterdim. Oturup kalkmasını bilen, konuşmasını dinlemesini bilen, okumuş, kültürlü ve aynı zamanda da benim gibi çapkın. Sende şeytan tüyü mü var nedir bilmiyorum ama, sadece Şermin değil, seni ben de çok sevdim. Yanlış anlama, bir evlat gibi sevdim. Kafan çalışıyor, girişkensin, fırsatları değerlendirmesini biliyorsun. Gördüğüm kadarıyla sen yamuk yapacak biri de değilsin…

Az çok anlamışsındır, benim parasal sorunum yok. Otelim var, 1-2 Milyon eder. Çifliğin kaç Milyon ettiğini bilmiyorum bile. Ayrıca 85 dönüm Zeytinliğim, küçük bir de Zeytinyağı fabrikam var. O gittiğimiz Kliniğin binası da benim, kiraya verdim. Disko’nun yeri de benim, orayı da kiraya verdim. Merkezde daha bir sürü dükkan var kirada. Sadece kiralardan gelen parayı duysan kafayı yersin. Otelde sadece turist karılarla haşır neşir olmak için takılıyorum…

Teklifime gelince… Diyorum ki, gel iyi bir maaş vereyim sana, hatta istersen Otelin gelirinden kar payı da vereyim, geç Otelin başına! Oteli istediğin gibi yönet, ben hiç bir şeye karışmayayım. Ben artık Çiftlikte takılmak istiyorum. Arada sırada senle bir iki duble Rakı içmeye uğrarım Otele. Sikilecek turist karı düşerse de bakma gözünün yaşına sik! Hatta ayarla beraber sikelim! Gevur karılarından bıkarsan da, siktiğim bir sürü yerli karı var, onları paslarım sana! Zümrüt’ü zaten istediğin zaman sikersin! Yok Zeynebi de sikmek istiyorum dersen, ona da amenna! Ama tek şartım var, Şermin’e göz kulak olacaksın! Yeri geldi mi ona abilik edeceksin, koruyacaksın onu. Yeri geldi mi, gezdirip dolaştıracaksın onu! Şermin’in mutlu olması benim için herşeyden daha önemli! Ne diyorsun bu teklifime?” dedi.

“Abi teklifin iyi güzel de, benim daha okulum var! Okulum bitmiş olsaydı hemen geçerdim Otelin başına! Ama şu anda bunu yapamam!” dedim. Muharrem hayal kırıklığına uğramıştı, “Yapma yaa!” dedi ve bir süre düşündükten sonra, “Ohalde okulun bitene kadar haftasonları gelirsin buraya! En azından haftada bir iki gün, hem Otele, hem de Şermin’e göz kulak olursun. İzmir buraya kaç kilometre ki! Tamam mı Haruncuğum?” dedi. Ben de, “Abi her haftasonu gelemem belki de, ama arada sırada fırsat buldukça uğrarım!” dedim. Muharrem, “İyi, tamam!” dedi. Kalktık, bizimkilerin yanına döndük.

Akşam üzeri, yemek için Pergolanın altına masa hazırlandı, Barbekü için düzenek kuruldu. Muharrem Barbekü’nün başına geçti, bir yandan Rakısını yudumluyor, bir yandan etleri pişiriyordu. Muharrem’in ısrarıyla, yemekte istisnasız herkes Rakı veya Bira içiyordu. Mürüvet’ Bira içiyor, Zeynep Rakıyı denemek istiyordu. Onlar yüzlerini buruşturarak içerken, Zümrüt’le Şermin’in içmeye alışık oldukları belli oluyordu. Ben de Rakı içiyordum, ama Muharrem gibi hızlı gitmiyordum.

Barbekü ve yemek yeme faslı bitti, Muharrem Zümrüt’e söyledi, içerden küçük bir müzik set getirttirdi. Müzik eşliğinde sohbete muhabette devam ettik. Muharrem’in kafa güzelleştikçe Mürüvet’e yazmaya başladı. Ben Mürüvet bu adama pas vermez diyordum, ama anlayamadığım bir şekilde Mürüvet de Muharrem’e ilgi gösteriyordu. Gecenin ilerleyen vaktinde, Mürüvet çocuğa bakma bahanesiyle kalktığında, sanki anlaşmışlar gibi Muharrem de kalktı ve “Gençler size iyi eğlenceler, ben yatmaya gidiyorum!” dedi. Mürüvet’le birlikte eve gittiler. Zümrüt de ufaktan masayı toplamaya başlayınca, Şermin, Zeynep ve ben de kalktık, ufak bir yürüyüş yapacaktık. Fakat daha pek bir uzaklaşmadan, Zeynep başının döndüğünü söyledi. Hemen Şermin’le birlikte Zeynebin koluna girdik ve havuzun kenarındaki şezlongların birine oturttuk. Biz de yanına oturduk.

Biraz oturduktan sonra Şermin Zeynebe, “Hayatım, kendini kötü hissediyorsan eve götürelim, yat uyu!” dedi. Ama Zeynep gitmek istemiyor, “Yok, ben iyiyim, geçer şimdi!” diyordu. Şermin yavaştan sinirlenmeye başlamıştı. Benimle yalnız kalmak için Zeynepten kurtulmak istiyor diye düşünmüştüm, ama Şermin’in bambaşka bir sıkıntısı varmış. Tırnaklarını koluna geçirdiğini görünce, “Şşşt, ne yapıyorsun?” deyip elini tuttum, engelledim. Şermin, “Bırak beni!” diye bağırıp tersledi beni. Gözleri dönmüş gibi bakıyor, dişlerini sıkıyordu. O sırada Zümrüt geldi yanımıza, ne oluyor diye sormaya. Şermin’in halini görünce de, “Harun gelsene bir saniye!” diyerek beni ordan uzaklaştırdı ve “Şermin krize girmek üzere! Kocamın sigaralarından verince sakinleşir! Merak etme, daha önce de oldu böyle! Ben getireyim!” diyerek, müştemilata koştu.

Getirdiği sigarayı yakıp verdim. Normal bir sigara değildi, elde sarılmıştı. İçinde ne varsa artık, sigaranın tadı bir garipti ve değişik kokuyordu. Şermin sigaradan daha birkaç fırt çeker çekmez sakinleşmeye başladı. Sigarayı bitirip, iyice sakinleştikten sonra da, yok yere durup dururken gülmeye başladı. Dili de hareketleri gibi gevşemişti, Zeyneple Zümrüt’ün varlığına aldırış etmeden, “Aşkım seni çok seviyorum!” diyerek bana sarılıyordu. Ben de Zümrüt’e, “Ne güzel sigaraymış bu! Başka var mı, varsa biz de içsek ya şundan?” diye sordum. Zümrüt de gülerek, “Vaaar! Ama içeceksek içeriye geçelim!” dedi. “Tamam!” dedim ve Zümrüt’ün yardımıyla Zeyneple Şermin’i kaldırıp, müştemilata götürdük.

Müştemilata girince, divanlara oturduk. Zümrüt diğer odadan iki sigara getirdi. “Başka yok, bunu Zeyneple ortak için!” diyerek birini bana verdi. Diğerini de kendine yaktı, ama Şermin az önce içtiği halde Zümrüt’ün sigarasına musallat olunca, birlikte içmeye başladılar. O anda resim çekmek geldi aklıma. Telefonumu çıkarıp, Zümrüt’le Şermin’i sigarayı içerlerken birkaç pozunu çektim. Sigaralar bittiğinde hepimiz müthiş gevşemiştik, olur olmaz şeylere gülüyorduk. Hatunları bilmem ama, ben sanki başka bir aleme ışınlanmış gibiydim. Gerçekte geçen 1 saniye, benim için sanki yavaş çekimde geçiyor ve seneler sürüyor gibiydi. Kafam okadar güzel olmuştu ki, o anda aklımdan ne geçiyorsa yapabilecek güçte hissediyordum kendimi. Aklımdan ise çılgınca bir Grup seks yapmak geçiyordu…

Gittim müzik setini getirdim. Sonra Şermin’i dudaklarından öptüm ve “Hadi aşkım, kalk bize Striptiz yap!” dedim. Şermin gülerek kalktı ve dans eder gibi hareketlerle yavaş yavaş soyunmaya başladı. Ben de Zümrüt’le Zeynebin ortasına oturdum ve Şermin soyundukça resim çektim. Şermin en son sütyen ve külodunu da çıkarıp, karşımızda çırılçıplak dans ederken, birkaç resim daha çektim. Sonra Zeynebi ve Zümrüt’ü dudaklarından öpüp, onların da kalkıp soyunmalarını istedim.

Onlar da soyunurken yarağım kazık gibi olmuştu. Ben de kalktım ve soyundum. Az sonra dördümüz de çırılçıplaktık ve odanın ortasında dans etmekten başka herşeye benzeyen hareketlerle salınıyorduk. Kimin eli kimin cebinde belli değildi. Bir Şermin’e sarılıyordum, götünü avuçlayıp dudaklarını öpüyordum, bir Zümrüt’ü, sonra da Zeynebi kendime çekip dudaklarına yumuluyordum, memelerini ve götünü okşuyordum, önümde çömeltip yarağımı yalattırıyordum. Ben biriyle oynaşırken, diğer ikisinin de birbiriyle dans etmesini istiyordum. Onlar kız kıza birbirine çırılçıplak yapışmış dans ederlerken, ben de resim çekiyordum.

Cennet dedikleri böyle birşey olsa gerekti, kendimi Cennete düşmüş gibi hissediyordum. Ama aklımdan bir şey daha geçiyordu, hep yapmayı, daha doğrusu yaptırmayı istediğim bir şey vardı… Kızların birbirinin amlarını yalamaları! Bunu gerçekleştirmek için de bundan daha güzel ortamı ve fırsatı belki birdaha yakalayamazdım. Ayık kafayla bunu asla yapmazlardı, ama şimdi yapacaklarından emindim. Zeynebi divana oturttum ve bacaklarını ayırıp, Şermin’e Zeynebin amını yalamasını söyledim. Şermin gülerek, ruh gibi geldi çöktü Zeynebin önüne ve başladı amını yalamaya. İstediğim şey buydu işte! Daha sonra Zümrüt’ün amını da Zeynebe, en son olarak da Şermin’in amını Zümrüt’e yalattırdım. Bu arada bol bol da resim çekmeyi ihmal etmiyordum tabii.

Zümrüt altta sırtüstü yatıp, Şermin de üstüne çıkıp 69 olmuşlarken, geçtim Şermin’in arkasına, yarağımı amına geçirdim ve sikmeye başladım. Şermin aynı anda hem sikilip, hem de alttan amı yalandığı için fazla dayanamadı ve inleye inleye orgazm oldu. Şermin Zümrüt’ün üstünden kalkınca, onun yerine Zeynebi geçirdim ve aynı pozisyonda amını siktim. Zeynebin amını sikerken, bir ara ben de boşalacakmışım gibi hissettim, ama yavaşlayıp boşalmamaya konsantre oldum. Daha Zümrüt’ü de sikmeden boşalmak istemiyordum. Nihayet Zeynebi de orgazm ettikten sonra, Şermin’i sırtüstü yatırıp, üstüne Zümrüt’ü çıkardım ve amını sikmeye başladım. Son bir gayretle Zümrüt’le aynı anda boşaldık. Döllerimi Zümrüt’ün amına fışkırtmıştım…

Hepimiz de orgazm sonrası mayışıklıkla yığılmıştık divana. Dinlenirken, içtiğimiz sigaranın etkisinden olsa gerek, canım müthiş tatlı yemek istiyordu. Hani olsa bir tepsi Baklavayı yiyebilirdim. Zümrüt’e tatlı birşeylerin olup olmadığını sorduğumda, “Pekmez var!” deyip kalktı, mutfaktan koca bir kase Pekmez ve 4 kaşık getirdi. Normalde ben tatlıyı fazla yiyemezken, koca kasedeki Pekmezin nerdeyse yarısını tekbaşıma yemiştim. Hatunlar da yemişti, ama kalanını üçü birden bitirememişlerdi. Onları bilmiyordum, ama beni bir ateş basmıştı, bütün vücudum yanıyordu. Yarağımın da yeniden hareketlenmeye başladığını hissediyordum. Kalktım gittim mutfağa, buzdolabında şişelerde soğuk su varmış. Şişenin birini orda tepeme diktim, bir şişe suyu yarılamıştım. Bir şişe daha alıp içeriye götürdüm, verdim hatunlara.

Üstüne de birer normal sigara yaktık. Deminki sigaranın yanında bu sigara sivrisinek gibi kalıyordu. Biraz dinlenip kendimize gelmiştik. Elim sertleşmekte olan yarağıma gitti, biraz okşayınca iyice sertleşti. Kaşığın ucuyla kaseden biraz Pekmez alıp yarağımın başına döktüm ve Şermin’e yalattırdım. Aynı işlemi öbürlerine de yaptırdım. Hatunların hoşlarına gitmişti, habire gülüyorlardı Pekmezli yarağımı yalarken. Ben de gülüyordum, ama Pekmezle ve hatunlarla daha işim bitmemişti…

Şermin’i domaltıp, Zeynebe de Şermin’in götünün yanaklarını ayırttırdım ve Şermin’in göt deliğine Pekmez döküp, Zümrüt’e yalattırdım. O sırada da birkaç resim çektim. Şermin zevkten inlemeye başlamıştı. Yarağımı önce Zeynebin ağzına verip ıslattıktan sonra, Şermin’in götüne soktum. Ve sikmeye başladım. Şermin’in götünü biraz sikip, yarağımı çıkarıyordum ve Zümrü’tün ağzına veriyordum. Biraz daha sikip, bu sefer Zeynebin ağzına veriyordum. Şunu da biliyordum ki, kafaları iyi olmasa bunu hayatta yapmazlardı. Ama şimdi Şermin’in götünden çıkan yarağımı köpek gibi yalıyorlardı. Yarın bu yaptıklarını hatırlayıp hatırlamayacaklarını bilmediğimden bol bol resim çekiyordum. Ayrıca bu resimler elimde olduğu sürece, yarın birgün hatunlardan hiç biri bana yamuk yapamayacaklardı…

Aynı şekilde Zümrüt’ün ve Zeynebin de götlerini sikip, en sonunda Zeynebin götüne boşaldım. Bu sikişin gerçekte ne kadar sürdüğünü bilmiyorum, ama bana sanki Yüzyıllar sürdü gibi gelmişti. Ve işin ilginç yanı, Şuur’um açıktı, sikişmelerimizin her saniyesinin en ufak detayına kadar net bir şekilde yaşamıştım ve her hareketi beynime kazımıştım. Muhtemelen hatunlar da bunu aynı şekilde yaşamışlardı.

Birden aklıma geldi, acaba Muharrem Mürüvet’le ne yapmıştı, sikebilmişmiydi Mürüvet’i? Bunu yarın Muharrem’den veya Mürüvet’ten öğrenecektim. Sonra aklıma Muharrem’e yakalanma ihtimali geldi. Olur ya, adamın kalkıp geleceği tutar ve bizi burda çırılçıplak yakalayabilirdi. Aramızda Şermin olmasa sorun yoktu, buyursun gelsin. Ama Şermin’i de aramızda görürse, artık rezalet mi çıkar, cinayet mi çıkar, onu bilmiyordum. Onun için bu Grupseks olayını bu noktada bitirmeye karar verdim. İlk önce Şermin’i giydirdim, sonra da biz giyindik. Biraz açılmak için lavaboda elimizi yüzümüzü yıkadık. Zümrüt’e kahve yaptırdım. Kahveleri de dışarda, müştemilatın önünde içtikten sonra biraz daha insana benzemeye başladık.

Sonra Zümrüt müştemilatta kaldı, Şermin, Zeynep ve ben eve gittik. Şermin’in kendi odası vardı, onu yatağına yatırıp çıktık, kapısını kapattık. Zümrüt’ün dediğine göre bana da bir oda hazırlanmıştı. Zeynep ise Mürüvet’le aynı odada yatacaktı. Ama Mürüvet’in kapısı kilitliydi, muhtemelen Muharrem de yanında yatıyordu. Onun için Zeynep de benimle yatmak zorundaydı ve Zeynep buna çok sevinmişti. Zaten benim de taa köyden yola çıkmadan önceki asıl amacım buydu, Zeyneple kısa süreliğine de olsa başbaşa kalıp, birbirimize sarılmak, öpüşüp koklaşmak ve birlikte uyumak. Geç te olsa bunu yapıyorduk şimdi. Tabii diğerleri hemen uyudu mu bilmiyorum, ama biz birkaç saat daha uyumadık. Tüm yorgunluğumuza rağmen…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir