Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 19

Mürüvet çocuğu diğer odada uyutmaya çalışırken, Zeyneple ben de büyük odada, çift kişilik yatağın üzerine uzanmış, öpüşüp elleşiyorduk. Elbiselerimizleydik. Elimi Zeynebin bacak arasına atttığımda külodu ıslanmıştı. Benim yarak da kazık gibi olmuş, pantolonumu zorluyordu. Zeynep fermuarımı indirmeye çalıştığında, “Atalay gelir şimdi!” diyerek engelledim. Zeynep, “Of yaa! Atalay’ı neden çağırdın ki? Hiç yalnız kalamayacakmıyız seninle!” dedi sinirle, elinden şekeri alınmış çocuk gibi buruşturmuştu suratını. Dudağından öpüp, “Aşkım, Atalay’ı Mürüvet’le ilgilensin diye çağırdım!” dedim. Ama aslında kafamdan başka şeyler geçiyordu…

Atalay 10 dakika sonra gelirim demişti, ama halen gelmemişti. Bu arada çocuğu uyutup yanımıza gelen Mürüvet heyecanlı görünüyordu, saçını başını düzeltip, aynada kendisine bakıp duruyordu. Sonunda kapı tıklandığında, Mürüvet, “Hah, Atalay geldi işte!” diyerek koştu kapıya, açtı. Ama gelen oda servisi idi. Çocuk, “Otelimizin ikramı!” diyerek getirdiklerini masaya bırakıp gitti. Muhtemelen Atalay göndermişti. Büyükçe bir hasır sepetin içerisinde, büyük bir şişe Şampanya, çeşitli Egzotik meyvalar, bardaklar, tabaklar, çatal bıçaklar ve peçeteler vardı. Az sonra da Atalay geldi, “Kusura bakmayın geciktim biraz! Resepsiyon personelinin görev çizelgesinde küçük bir ayarlama yapmakla meşguldüm!” dedi.

Şampanyayı patlatıp, doldurduk bardaklara, koltuklara geçtik, içerek sohbete başladık. Hatunlar her kadehten sonra biraz daha gevşiyordu. 5-10 dakika sonra Atalay’la Mürüvet birbirlerinin eline koluna ufaktan dokunmalara falan başlamışlardı. Benim bir elim zaten Zeynebin sırtında ve belinde dolaşıyordu. Hatunlara meyvaları kendi ellerimizle hazırlayıp yediriyorduk. Şişedeki şampanya bitmek üzereyken, artık Mürüvet’le Atalay da 20 yıldır tanışıyorlarmış gibi samimi olmuşlardı. Sonuçta sikişeceklerdi, bu kaçınılmazdı, ama herhalde bizim varlığımızdan çekindikleri için bir türlü ilk adımı atmaya cesaret edemiyorlardı.

Onlara önayak olmak için, ben Zeynebin dudaklarına yumuldum. Bizi öpüşürken görünce Atalay da Mürüvet’in dudaklarına yapıştı. İki çift halinde deli gibi öpüşüp, yiyişmeye başladık. Az sonra Mürüvet kalkıp da Atalay’a öbür odaya gitmeyi teklif edince, ben kolundan tutup, “Nereye Mürüvet? Hepimiz bu odadayız! Sikişecekseniz burda sikişeceksiniz! Hadi soyunun!” dedim. Ve kendim soyunmaya başladım. Baktım benden başka soyunan yok, “Ee hadi, siz böyle giyinik mi sikişeceksiniz?” dedim. Boxerimle kalınca kalktım ve Zeynebi de ayağa kaldırıp, soymaya başladım…

Biraz sonra onlar da iç çamaşırlarına kadar soyundular. Odanın ortasında, ayakta, ben Zeyneple öpüşüp oynaşırken, Atalay da Mürüvet’le aynı şekilde yiyişiyordu. İkimizin yarrakları da çadırları kurmuştu. Yine ilk hamleyi ben yaptım, boxerimi çıkardım. Benden sonra da Atalay da çıkardı boxerini, ardından da Mürüvet’in sütyenini külodunu çıkardı. Ben de Zeynebinkileri çıkarıp yatağa götürdüm Zeynebi. Onlar da yatağa gelmekte gecikmediler.

Biz Zeyneple yatağın sağ tarafına yan yatmış öpüşüp elleşirken, sol yanımıza Atalay Mürüvet’i sırtüstü yatırıp, direkt bacaklarının arasında yerini almıştı bile. Yarağını sokmamıştı amına, daha öpüşüyorlardı. Ben sırtüstü yatıp, Zeynebi üstüme çıkardım, o pozisyonda öpüşmeye devam ettik. Zeynep amıyla yarağıma sürtünüp duruyordu. “Bir saniye kıçını kaldır aşkım!” deyip, yarağımı elimle dik tutup, amının girişine dayadım ve “Otur şimdi!” dedim. Oturduğunda Zeynepten bir, “Ohhhh!” çıktı. Yarağımın tamamını almıştı amına. Biraz öyle hareketsiz kaldı üstümde, amını dolduran yarağımın tadını çıkardı. Sonra ufak ufak kalkıp oturmaya başladı…

Atalay ise daha Mürüvet’in göğüslerinde oyalanıyordu. Mürüvet de Atalay’a, “Hadi, gir içime!” demeye başlayınca, Atalay yarağını Mürüvet’in amına geçirdi. Daha sikişmeye başlayalı birkaç dakika olmamıştı ki, içerden çocuğun ağlama sesi duyuldu. Mürüvet Atalay’a, “Çekil çabuk, kalk üstümden!” diyerek, sikişi yarım bırakıp, altından çıktığı gibi çocuğunun yanına koştu. Atalay siki elinde öylece kalakalmıştı, sikini sıvazlayarak bizi seyrediyordu. Zeynebe, “Öne eğil iyice aşkım!” dedim. Zeynep ne yapmak istediğimi anlamasa da öne eğilmiş, memelerini göğsüme yapıştırmıştı. Şimdi götü tümsek gibi iyice yükselmiş ve arkaya çıkmıştı.

Zeynebin belinden sımsıkı sarıldım ve Atalay’a, “Hadi ortak!” dedim. Atalay olayı çakmıştı anında. Yatağın üstüne çıkıp, dizlerini kırarak Zeynebin arkasına yanaştı, yarağını tükürükleyip, götüne bastırdı. Ben amında hareketsiz beklerken, biraz uğraştan sonra soktu Zeynebin götüne. Daha önceleri ben götünü sikerken fazla ıhılamayan Zeynep, şimdi bağırmamak için kendini zor tutuyordu. Ben de bağırmasın diye dudaklarına yumuldum. Zeynebin amında yarağımı zorlukla hareket ettirebiliyordum. Atalay da pompalamayı deniyor, ama istediği gibi oynatamıyordu yarağını Zeynebin götünde…

Zeynep ise her iki deliğini dolduran yarakların sayesinde çok geçmeden orgazm oldu. Akan amının suları şimdi yarağımın daha kolay hareket etmesini sağlıyordu. Atalay’ın suratından böyle zevk almadığı belli oluyordu, onun için ben çabucak boşaldım ve yarağımı Zeynebin amından çıkardım. Şimdi Atalay Zeynebin götüne pompalamaya başlamıştı. Bense Zeynebin altında sadece yatıyordum. Atalay da çabuk boşalır diye bekliyordum, ama herifin boşalmaya niyeti yok gibiydi, kızın götüne pompaladıkça pompalıyordu. Zeynebin ağırlığı altında ezilmiştim, Atalay’a, “Bir saniye dur ortak, ben kalkayım!” dedim. Atalay durdu, Zeynep de götünde yarak olduğu halde üzerimde dört ayak üzerinde yükseldi. Ve ben altından çıkınca, Atalay Zeynebin götüne pompalamaya devam etti. İnlete inlete sikiyordu kızın götünü…

Zeynebin altında terden yapış yapış olmuştum, onlar sikişmeye devam ederken ben banyoya girdim, duş almaya. 15-20 dakia sonra banyodan çıktığımda, Atalay halen aynı pozisyonda, busefer Zeynebin amını sikiyordu. Zeynep ise perişan bir halde, “Hadi boşal artık!” diye yalvarıyordu. Bu kadar uzun sürmesine şaşırmıştım, “Oğlum noluyor lan, hap falan mı aldın?” dedim. Atalay pis pis sırıtıp, biryandan da Zeynebin amına pompalamaya devam ederek, “Hee ortak! Bir müşterimiz vermişti birkaç tane… Denemek için yukarıya gelirken birini atmıştım… İşe yarıyor valla!” dedi. Zeynebin perişan haline üzülmüştüm, “Oğlum yeter lan bukadar, mahvettin kızı, hadi tamam, çekil artık! Mürüvet’i sikersin!” dedim.

Atalay, “Tamam ortak!” deyip çıktı Zeynebin amından. Zeynep yatağa yapıştı anında, “Ufff anam, anammm, öldüm geberdim!” diye söylenip duruyordu. Harbiden de Pert olmuş gibiydi kızcağız. Zeynebin dağılmış saçlarını yüzünden çekip, yanağına bir öpücük kondurdum ve “İyimisin aşkım? Kalk bir duş al istersen?” dedim. Zeynep ise gözlerini bile açmadan, “Öldüm bittim valla, hiç kalkacak halim yok!” dedi. “İyi tamam aşkım, yat dinlen sen!” dedim…

Atalay koltuğa geçmiş, meyva yiyordu. Gözüm yarağına ilişti, kazık gibi duruyordu. “Versene şu haplardan bir tane, ben de deneyim!” dedim. Atalay pantolonuna uzanıp, cebinden bir tane çıkarıp verdi ve “Yuttuktan yarım saat falan sonra etkisini gösteriyor ortak!” dedi. Bardakların birinin dibinde kalan bir yudum Şampanya ile yuttum hapı. Ben de yanındaki koltuğa oturdum ve merakla hapın etkisini göstermesini beklemeye başladım.

Az sonra Mürüvet diğer odadan çıktı ve “Üff be, zor uyuttum!” diyerek bizim bulunduğumuz odaya girdi. Zeynebi yatakta Turşu gibi yatıyor görünce de, “Buna ne oldu böyle? Naaptın kıza Harun, dağıtmışsın kızı!” dedi. Ben de kafamla Atalay’ı işaret edip, “Ben birşey yapmadım, Atalay’ın eseri!” dedim. Mürüvet Atalay’ın kazık gibi yarağını görünce, sevinçten ağzı kulaklarına ulaşacaktı. Mürüvet yarım bıraktığı sikişe devam etmek istiyordu. Ama yatak boş değildi, Zeynep yatıyordu. Öbür odada da çocuk uyuyordu, orada da sikişmek olmazdı.

Atalay kalktı, dolapta yedek bulunan battaniyeleri alıp geldi, yere halının üzerine serdi. Ve Mürüvet’i sırtüstü yatırıp sikmeye başladı. Mürüvet’in amına olanca hızıyla pompalıyordu. Yaklaşık 9-10 dakika sonra Mürüvet ‘Ahhh, uhhh, ayyy, aman, off!’ diye inleye inleye Atalay’ın altında orgazm oldu. Ama bu arada Atalay da yorulmuş, hareketleri gittikçe yavaşlamıştı. Sonunda yarağını amından çıkarıp, Mürüvet’in göbeğine, memelerine fışkırttı döllerini ve Mürüvet’in yanına sırtüstü attı kendini. Nefes nefese kalmışlardı. Birkaç dakika dinlendikten sonra Atalay kalktı, Mürüvet’i de kaldırıp duşa girdiler. Yıkanmaya gitmişlerdi, ama birkaç dakika sonra Mürüveti’n inlemeleri gelmeye başladı. Herhalde bu sefer de götünden sikiyordu…

Sikiş bitip te, yıkanıp geldiklerinde, Atalay saatine bakıp elbiselerini topladı ve “Hadi ortak, giyin de gidelim!” dedi. “Lan oğlum, tam da hap etkisini göstermeye başlayacakken nereye gidiyoruz?” dedim. “Beste’yi sikmek istemiyormusun?” dedi. Ben tabii Beste lafını duyunca başka bir şey sormadım. Giyindik ve saçını kurulayan Mürüvet’e, “Bay bay!” deyip, çıktık odadan. Aşağı inerken Atalay olayı anlattı. Sırf ben bu gece Beste’yi sikeyim diye, normalde bugün izinli olan başka bir resepsiyoncu kızı evinden arayıp Otele gelmesini söylemiş. Doğrusu kızı tanımadığım halde, benim sikimin keyfi yüzünden kızın izin gününün piç olmasına üzülmüştüm.

Aşağıya indiğimizde direkt Atalay’ın ofisine gittik. Atalay kapıyı açıp, “Rahatına bak ortak, burda rahatsız eden olmaz, ben Beste’yi gönderiyorum hemen!” deyip gitti. İçeriye geçip koltuğa oturdum, bir sigara yaktım. Yarağımın da sertleşmeye başladığını hissediyordum, hap etkisini gösteriyordu. Pantolonumun içinde çadırı kurmuş beklerken, kapı açıldı ve içeriye Beste girdi. Kız daha kapıyı kapatmadan önümü görüp, “Oha! O ne öyle?” dedi. Kapıyı kapatıp kilitlemesini söyledim. Kilitleyip yanıma geldi ve “Harbiden, bunun hali ne böyle?” deyip güldü. Ben de gülerek, “Sana kalktı aşkım, seni istiyor!” deyip ayağa kalktım ve beline sarılıp kendime çekerek dudaklarına yumuldum.

Ayakta birkaç dakika ateşli bir şekilde öpüştükten sonra Beste soyunmak istedi. Ama ben, “Soyunma aşkım, sadece külodunu çıkar!” deyip soyunmasını engelledim. Beste’yi üzerindeki Otel üniformasıyla sikmek istiyordum. Boyu dizkapaklarına gelen lacivert bir etek, üstünde de uzun kollu beyaz bir gömlek ve lacivert kravattan oluşan bir üniforması vardı. Nedense Hostes, Hemşire veya Garson gibi üniforma giyen kızlardan oldum olası tahrik oluyordum. Beste, “Ama böyle rahat olmaz ki yaa!” diye mızmızlanarak külodunu çıkardı. Ben ise pantolonumu çıkardım sadece. Boxerimi de çıkardığımda, yarağım önümde bayrak direği gibi dikilmişti.

Beste yarağıma bakıp, “Mmmhhh!” diye dudaklarını yalayıp ıslattıktan sonra eteğini yukarıya toplayıp, önüme çömeldi. Yarağımı önce eline alıp biraz sıvazladıktan sonra yalamaya başladı. Beste bu işi iyi biliyordu, dişlerini hiç değdirmeden yarısına kadar sokup sokup çıkarıyordu ağzına. Bunu yaparken de bir eliyle bacağımdan tutunuyor, diğer eliyle ise taşaklarımı avuçluyordu. Eğer yuttuğum hap olmasaydı, böylesine güzel bir saksoya fazla dayanamaz, çabucak ağzına boşalırdım herhalde. Beste de yarağımı iştahlı iştahlı emerken, hemen boşalmadığıma şaşırmış gibiydi. Sanki beni ağzıyla boşaltmak ister gibi bir hali vardı.

Beste’nin amını yalamak istiyordum, kolundan tutup ayağa kaldırdım. Ve yönünü Atalay’ın çalışma masasına dönderdim, masaya tutunup hafif domalmasını sağladım. Beste eteğini yukarıya sıyırarak tam sikilme pozisyonu almıştı, anlaşılan hemen sikeceğimi bekliyordu. Arkasına çömelip, bembeyaz götünün yanaklarını iki elimle yoğurup, birbirinden ayırdığımda, Kahverengi göt deliğinin hemen altında hafif kıllı amının dudakları da birbirinden ayrıldı…

Dilimi amının pembe ve ıslak deliğine değdirdiğimde, “Ohhhh!” sesi yükseldi Beste’den. Deli gibi yalamaya ve dillemeye başladım amını. Suları yerlere akana kadar yaladım amını. Sonra göt deliğini yalamaya geçtim. Dilimi göt deliğine soktukça Beste zevkten çıldırıyor, tüm vücudu titriyor ve inleme seslerine hakim olamıyordu. Sonunda dayanamadı ve “Hadi sok artık yarağını!” diye yalvarmaya başladı. Beste tam sikilecek kıvama gelmişti.

Ayağa kalktım ve yarağımı amına geçirdim. Beste’nin, “Ohhhh!” diye inlemesi eşliğinde yağ gibi girmişti yarağım sulu amına. Daracık amının içi fırın gibi yanıyordu. Kökleyip kaldım bir süre içinde. Beste de kendini masaya yapıştırmıştı iyice, kesik kesik nefes alıyordu. Sonra kafasını masadan kaldırıp, “Hadisene, ne bekliyorsun!” dedi. Yavaşça gidip gelmeye başladım. Hızımı artırarak pompalıyordum amına. Birkaç dakika sonra Beste’nin, “Ahhh, uhhh!” diye inlemeleri daha sesli çıkarken, masa da her darbemle Beste’yle birlikte ileri geri gidip geliyordu. Beste orgazm olmak üzereydi, vücudunun kasılmasından belli olmuştu bu. Sonunda çığlık gibi uzun bir inlemeyle orgazm oldu. Ben pompalamaya devam edince de, “Yeterrr, ben bittim!” deyip masadan doğrulmaya çalıştı.

Yarağımı amından çıkarıp arkasından çekildim. Beste de doğruldu, ama dizleri titriyordu. Kendini en yakın koltuğa attığında, “Ohhh be!” dedi. Yarağımı sıvazlayarak önüne dikildiğimde ise, “Nolursun, biraz dinleneyim!” dedi. Ben de, “Sonra dinlenirsin, arkanı dön!” dedim. Götünden sikmek istediğimi anlamıştı, suratını ekişeterek, “Ordan yapmasan aşkım yaa? Çok acıyor!” dedi. Onun bu isteksizliği canımı sıkmıştı. Kolundan tutarak, “Uzatma, dön hadi!” dedim. Beste istemeye istemeye döndü arkasını, koltuğun minderinde dizlerinin üzerinde durdu. Eteğini tekrar topladım yukarıya, yarağımın başını dayadım göt deliğine.

Beste’nin, “Aşkım yavaş yap nolursun!” demesine aldırış etmeden yüklendim. Alıştırmadan yarağımın başını zorlaya zorlaya sokup, Bestenin, “Iğhhhh, yavaşşş!” demesini duymazdan gelerek kalanını da bir seferde kökledim. Kudurmuş gibiydim, Beste’nin götünü hayvanca sikmeye başladım. Deminki suratını ekşitmesinin hırsını çıkarıyordum. Beste’nin, “Aşkım yavaşş!” demeleri de, “Orospu çocuğu dur, istemiyorum! Dursana piç!” gibi küfürlere dönüştü. Bu beni daha da hırslandırdı, saçlarını elime dolayıp, asılarak olanca gücümle ve hızımla sikmeye devam ettim götünü. Böğürerek Beste’ye kenetlenip, götünün içine döllerimi fışkırttığımda, koltuk da yarım metre geriye kaymıştı.

Boşalmam bitip de götünden çıktığımda, Beste dönüp ayağa kalktı ve suratıma tokadı yapıştırdı. Bana ettiği küfürlerin ve hakaretlerin ardı arkası gelmiyordu. Belinden sarılıp kendime çektim ve dudaklarına yumuldum. Önce dudaklarını kaçırmak istedi, “İstemiyorum!” diyerek, ama sonra teslim olup karşılık verdi. Rahat bir 10 dakika ateşlice öpüştük ayakta. Koltuğa oturduğumuzda Beste biraz sakinleşmişti, ama bana halen kızgındı. “Manyak! Salak!” diyerek kolumu çimdikleyip etimi kıvırdı. Sanki götünün acısını anlamam için o da benim canımı yakmak istiyor gibiydi. İtiraz etmedim, “Çimdikle aşkım, istiyorsan kopar etimi! Bunu hak ettim!” dedim.

Beste çimdiklemeyi bırakıp, “Sen var ya harbiden sapıksın! Hem Sadist hem Mazoist’sin!” dedi. Gönlünü almak için, “Ne desen haklısın aşkım, ama okadar güzel bir götün var ki, kendime hakim olamadım işte! Şu ana kadar siktiğim en şahane göt seninkiydi!” deyip dudaklarına bir öpücük kondurdum. Bu dediğim laflar hoşuna gitmişti, “Ciddi güzel mi götüm? Biraz büyük değil mi?” dedi. “Manyakmısın aşkım, harika bir götün var!” dedim. “Ne bileyim, eski sevgilim bana hep ‘Koca götlü’ der dururdu!” dedi. “Kusura bakma da, eski sevgilin malın tekiymiş!” dedim. Bu konuşmayla Beste’nin keyfi tekrar yerine gelmişti. Bana kızgınlığı geçmiş gibiydi. Biraz daha öpüşüp, “Hadi, toparlanıp gidelim artık!” dedim. Kalktık, ben boxerimi ve pantolonumu giydim. Beste de külodunu giydi, üstünü başını, saçlarını düzeltti ve çıktık ofisten. Beste’yi sünnet olmuş çocuklar gibi yürürken görünce dayanamadım güldüm. “Gülme Manyak!” diye kolumu çimdikledi yine.

Birlikte resepsiyona gittiğimizde, Atalay da ordaydı, Beste’nin yerine gelen kızla samimi bir şekilde birşeyler konuşuyordu, bizi görünce konuşmayı kesti. Beste saatine bakıp, “Atalay bey, ben eve gidiyorum. Servisi kaçırmayım!” dedi. Atalay da, “Tamam Beste hanım, yarın da izinlisin!” deyince, Beste bana bakıp gülümseyerek gitti. Atalay bana, “Gel kanka, biz de şöyle lobiye geçelim!” deyip, resepsiyondaki kıza da, “Halime hanım, bize iki tane orta şekerli Türk kavesi gönderirmisin!” dedi. Kız Atalay’a, “Tabii efendim!” dedi. Ama bana da kaşlarını çatarak, yüzünde garip bir ifadeyle, dik dik baktı. Niye öyle baktığına anlam verememiştim, üstelik ilk defa görüyordum Halime denen bu kızı…

Kahvelerimiz geldi, içtik, sohbet ettik Atalay’la. Beste’yle sikişimizin nasıl geçtiğini falan sordu, anlattım. Yorgundum, ayrıca uykum gelmişti. Atalay’la vedalaşıp, odaya çıktım. Mürüvet diğer odada çocuğuyla birlikte uyuyordu. Kısa bir duş alıp, Zeynebi uyandırmadan yanına yattım. Resepsiyondaki Halime’nin yüz ifadesi kafama takılmıştı, (Acaba ne alıp veremediği var benimle?) diye düşünürken, göz kapaklarım kapandı, uykuya daldım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir