Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 26

Müge’nin amının kılları harbiden de çok uzundu. Şu ana kadar gördüğüm amların en kıllısıydı. Emin değildim ama, sanki senelerdir traş edilmemişti. Müge’nin utanmaması için, “Woaww, harika görünüyor, tam sevdiğim gibi!” dedim. Elimi amına atıp, kapkara, kıvırcık kıllarla önce biraz oynadım. Mügenin canını yakmadan ara sıra bir tutamını çekiyordum, uzunluğuna bakıyordum. Parmaklarımla kılları aralayıp, amının dudaklarına ve klitorisine bakıyordum. Müge’den ise hiç ses çıkmıyordu. Amına eğilip, önce kokladım. Amının sıcaklığı yüzüme vuruyordu ve ter kokuyordu. Ama öyle rahatsız edici bir koku değildi. Yeni uyanmış ve yataktan yeni kalkmış, banyo yapmamış bir kızın doğal kokusuydu bu.

Klitorisini öpüp yalamaya başladığımda, Müge önce bir titredi, ardından inlemeye başladı. Tam 69 pozisyonunda değildik, yanında ters yatıyordum ve çadırı kurmuş yarağım Müge’nin koluna, omzuna değiyordu. Elimi atıp boxerimi çıkardım. Bir bacağımı kaldırıp Müge’nin öbür tarafına koydum ve tam 69 oldum. Ben üstteydim. Şimdi ben amını yalarken, taşaklarım da Mügen’in yüzüne değiyordu. Ama Müge hiç birşey yapmıyordu, öylece yatıyor ve inliyordu sadece. Amını yalamayı bırakıp, “Sen de yalasana aşkım!” dedim. Müge dudaklarını taşaklarıma ürkekçe değdirmeye başladı. Anlaşılan bu kız ya sakso nedir bilmiyordu, yada benim üstte olmam yarağımı yalamasına engel oluyordu.

Üstünden yana devrildim ve sırtüstü yatıp, “Sen üste geç aşkım!” dedim. Müge üstüme çıktığında, “Biraz geriye gel!” deyip, amının tam yüzüme gelmesini sağladım. Şimdi o da yarağımla göz göze gelmişti. “Hadi sen de yarağımı yala!” deyip, amını yalamaya başladım. Müge aynı taşaklarıma yaptığı gibi, yarağımın başını sadece ürkekçe öpüyordu. Yarağıma elini bile dokundurmadığını farkettiğimde, bugün Müge’den fazla birşey beklememem gerektiğini anladım. Yine de hiç erkek arkadaşı olmamış bir kız için bu kadarı bile çok büyük bir gelişmeydi. En kötü ihtimalle Müge’yi yalayarak orgazm edecektim, sonra ben de 31 çekip göğüslerine boşalırım diye düşündüm.

Klitorisini yalarken, amının deliğine bir parmağımı hafifçe soktuğumda, Müge hemen elini arkaya atıp elimi yakaladı ve amından çektirdi. Kızlığına zarar vereceğimi düşünmüş olmalıydı. Fakat hemen ardından beni çok şaşırtan bir hareket yaptı, elimi tutup götüne götürdü ve işaret parmağımın ucunu göt deliğine soktu. Oysa ben ürkütmeyim diye götüyle hiç ilgilenmemiştim. Ama anlaşılan götünü parmaklamamı istiyordu. Mesajı almıştım. Götünü parmaklamaya başladığımda Müge’nin inlemeleri de artmıştı. Çok ilginçti, Müge amından ziyade götünden daha çok zevk alıyordu. Müge’nin kendi kendine götünü hep parmakladığını ve hatta götüne bazı cisimler soktuğunu tahmin ediyordum. Ki götü alışıktı, iki parmağım bile çok rahat girip çıkıyordu götüne. Bu da götünü sikebileceğim fikrini verdi bana.

Hiç vakit kaybetmeden Müge’yi üstümden kaldırıp, dörtayak domalmasını sağladım. Arkasına geçip iki elimle götünün yanaklarını ayırdığımda, etrafı uzun kıllarla kaplı göt deliği de kara bir çukur gibi açılmıştı. Yarağımın başını tükürükle ıslatıp, göt deliğine dayadım. Hafifçe yüklenmemle birlikte götüne girmem çok kolay olmuştu. Yarağım götüne girerken, “Ohhhh!” diye inleyen Müge, dibini bulduğumda, sadece bir kez, “Ahhhh!” dedi. Fakat pompalamaya başladığımda, yine Oh’lamaya devam etti. Doğrusu bugün Müge’nin götünü sikeceğime hiç olasılık vermemiştim. Hele bu kadar kolay olacağı aklımın ucundan geçmezdi.

İki elimle götünün yanaklarını ayırmıştım, yarağım götüne girip çıkarken, deliğin etrafındaki kılların da yarağımla birlikte bir içeri bir dışarı çıkışını izliyordum. Çok ilginç bir manzaraydı. Götünün yanaklarını bıraktım ve iki elimle belinden tutup, kendime çekerek hızlı hızlı pompalamaya başladım götüne. 10-15 dakika pompaladıktan sonra yoruldum. Yarağım götüne çok rahat girip çıktığından olsa gerek bende henüz boşalma hissi yoktu.

Götünden çıkıp sırtüstü yattım ve yarağımı elimle dik tutatarak, “Hadi otur üstüne!” dedim. Müge doğruldu ve Alaturka tuvalete işer gibi üstüme çömelip, eliyle yarağımın başını göt deliğine yerleştirip, üstüne oturdu. İlk defa yarağımı ellemişti. Köküne kadar götüne aldıktan sonra üzerimde salınmaya başladı. Ben de göğüslerini yoğuruyordum. Sonra hızını kendi ayarlayarak zıplamaya başladı. Bir ara boşalacakmış gibi olduysam da, o his hemen kayboldu. Müge sadece kendi aldığı zevki düşünüyordu, böyle boşalamayacaktım. Dengesini sağlayabilmesi için ellerini ellerime kenetleyip, “Hızlansana aşkım!” dedim.

Ve Müge olanca hızıyla zıplamaya başladı. Hızla oturup kalktığında kasıklarım ağrıyordu, ama boşalmaya da yaklaşıyordum. Ben de alttan vurdurarak, en sonunda boşaldım götüne. Müge halen deli gibi zıplamaya devam ediyordu, “Yeter aşkım, tamam, ben boşaldım!” dedim. Müge zıplamayı bırakıp, yarağım götündeyken öne eğildi ve “Seni seviyorum!” diyerek dudaklarıma yumuldu. O da benim gibi ter su içinde kalmıştı. Terlemiş göğüsleri vücuduma yapışmış, götünden süzülen döllerim de kasığıma ve taşaklarıma akıyordu. Yapış yapış olmuştuk. Son haftalarda sikişmediğim için bolca döl çıkmıştı benden.

Yarağım götünde iyice küçülüp kendiliğinden çıktığında Müge’yi üzerimden indirip yatağa yanıma bıraktım. Müge benden daha çok zevk almıştı bu sikişten. Biraz dinlenip kendimize geldiğimizde, Müge’ye, “Aşkım sen şunlara bir bak ta, halen uyuyorlarsa, bir duş alıp öyle gitmek istiyorum!” dedim. Müge üzerine sabahlık gibi birşey alıp, Birgül’ün odaya bakmaya gitti. Geri geldiğinde, “Uyuyorlar, gel hadi!” deyip banyonun yolunu tuttu. Ben de giysilerimi elime alıp, dal taşak arkasından gittim.

Güzelce yıkandık. Müge’nin kıllı amını şampuanlamak ayrı bir zevk verdi bana. Duştan çıkıp kurulandık. Müge yine sabahlığını giydi, ben de elbiselerimi giydim. Banyoda biraz öpüştükten sonra, Müge beni kapıya kadar uğurladı. Kapıyı açmadan son kez öpüştük. Vedalaşıp evden çıktım.

Bilgisayar kursuna çıktığımda kapı açıktı ve çay ocağını işleten çocuk, Firdevs’le muhabbet ediyordu. Çocuk beni görünce, “Günaydın hocam! Ben de gidiyordum!” diyerek oturduğu yerden kalktı ve “Size de çay getireyim mi?” diye sordu. Ben de, “Yok sağol, başka zaman belki. Ben şimdi Firdevs’in çayını içmek istiyorum!” dedim. Çocuk, “Tamam hocam! İyi günler!” deyip, sallama tepsisini alıp gitti. Firdevs beni gördüğüne hem sevinmiş, hem de şaşırmıştı. Aynı zamanda da bana karşı nasıl davranacağını, ne diyeceğini bilemiyordu. “Nasılsın Firdevs? İyi misin?” diye sorduğumda, “İyiyim.” dedi sadece. Yüzü kızarmış ve heyecanlanmıştı.

“Ne istiyor bu çocuk senden?” diye sordum. “Kim? Veli mi? Hiiç… çay getirmişti de…” dedi. “Sen bugün çay yapmadın mı?” dedim. “Yaptım yaptım, ama benimki daha demini almamıştı…” dedi. “Meltem hanım derste mi?” dedim. “Evet, gireli 15 dakika oldu, yarım saat sonra biter dersi!” dedi. “İyi, şu çaya bir bak da, demlenmişse bir bardak çay getir!” dedim. Firdevs, “Tamam!” deyip kalktı mutfağa gitti. Bugün, ayak bileklerine kadar uzun siyah bir etek giymişti. Önden bakınca amının detayları belli olmasa da, arkadan bakınca dolgun götünün yuvarlak hatları çok çekici duruyordu.

Çayımı içerken, Firdevs’e, buranın haftalık temizliğini kimin yaptığını sordum. İki tane temizlikçi kadının yaptığını söyleyip, bunu niye sorduğumu sordu. Ben de benim daireyi temizletmek istediğimi söyleyince, Firdevs arkasına yaslanıp, yine kendisini önemli biriymiş gibi göstermeye çalıştığı bir oturuşla sırıtmaya başladı. “Ne oldu, neden gülüyorsun?” dediğimde, önce, “Hiiç!” dedi, sonra da, “Meltem hanım sana sürpriz yapmak istiyordu ama…” deyip, çekmeceden benim dairenin anahtarını aldı ve “Gel benimle!” deyip kalktı. O önde, ben arkasında, benim daireme gittik.

Kapıyı açıp içeriye girdiğimizde, mis gibi kokuyordu her yer. Esaslı bir temizlik yapılmıştı, her yer pırıl pırıldı. Firdevs heyecanla, “Burası nasıl olmuş?”, “Şurası nasıl olmuş?” diyerek, dairemi bana gezdiriyordu. O eski modası geçmiş eşyalar bile yeni gibi parlıyordu. Salondaki masaya kurstaki fazla bilgisayarlardan birini ve bir de yazıcı kurmuşlardı. “Çalışıyor mu bu zımbırtılar?” diye sorduğumda, Firdevs, “Yok, süs olsun diye koyduk! Tabii çalışıyor, ne sandın? Kablosuz internet bağlantısı bile var!” dedi. Ben her ne kadar kendi Laptopumu hep yanımda bulundursam da, belki işime yarardı.

Mutfak dolaplarının içine bakmadım, ama rafta yeni alınmış olduğu belli olan bardaklar, tezgahın üstünde Ketil falan vardı. Banyodadaki rafta da, yine 7-8 tane havlu, güzelce katlanmış duruyordu. Tuvalet kağıdı, şampuan, sıvı sabun, diş macunu ve diş fırçası bile alınmıştı. Yatak odasına baktığımda, orası da kullanıma hazır duruma gelmişti. Nevresim, çarşaf, yastık, battaniye falan hep yeni alınmıştı.

Firdevs’e, “Meltem hanımın eseri mi bütün bunlar?” diye sordum. Firdevs, “Temizliği kadınlara yaptırdık, diğer şeyleri Meltem hanım kendisi aldı. Ben de düzenlemesine yardım ettim ama!” dedi. Bütün övgünün Meltem hanıma gitmesini istemediğini anlamıştım, “Eline sağlık aşkım!” deyip dudağına bir öpücük kondurdum. Ama Firdevs bu küçük öpücükle yetinmedi, bana sarılıp dudağıma yapıştı. Demin Müge’yi siktiğim halde, Firdevs’le öpüşürken göğüslerinin sıcaklığını vücudumda hissedince yarağım anında kazık gibi olmuştu. Canım o anda ne kadar Firdevs’i sikmek istese de, şu anda bu hiç te iyi bir fikir değildi. Firdevs’i zorla ayırdım kendimden ve “Gidelim!” dedim.

Dairemden çıktık, Firdevs kapıyı kilitledi, ama anahtarı vermedi. İlginç bir durumdu, daire bana ait olmasına rağmen benim anahtarım yoktu. “Başka anahtar var mı?” diye sorduğumda, “Yok, tek bu var!” dedi. “Ee, bana vermeyecekmisin anahtarı?” dedim. “Yok, verirsem Meltem hanımın sürprizi bozulur! Çekmeceye koyacağım, Meltem hanımın yanında istemen lazım! Tamam mı?” dedi. Bana biraz çocukça gelmişti bu fikir, yine de, “Tamam!” deyip güldüm.

Meltem hanımın dersinin bitmesine kadar Firdevs’le sohbet ettik. Firdevs beni çok özlediğini, o günden sonra niye hiç arayıp sormadığımı, mesajlarına neden cevap vermediğimi falan sordu. Ben de sınavlarım olduğunu, dikkatim dağılmasın diye aramadığımı, cevap vermediğimi söyledim. Sonra Firdevs’e kursun haftalık ders çizelgesini çıkarttırdım. Böylelikle Meltem hanımın da hangi günler, hangi saatler dersi olduğunu öğrenmiş oldum. Bugün sadece bir dersi vardı, onu da bitirmek üzereydi.

Sınıftan sandalye gıcırtıları gelmeye başladığında, Firdevs, “Hah, ders bitti!” dedi. Az sonra da kursiyerler çıkmaya başladılar. Sonunda Meltem hanım da çıktı sınıftan. Sanki podyumda yürür gibi yürüyordu koridorda. Hava soğuk değildi, ama uzun siyah deri bir çizme giymişti. Boyu dizkapaklarına kadar gelen etekle de doğrusu çok sexy olmuştu. Üstünde boğzalı bir balıkçı kazak vardı. Ne giyse yakışıyordu bu kadına. Parfümünün kokusu yine kendisinden önce gelmişti yanımıza.

Meltem hanım beni görünce, birşey demeden sadece kaşlarını çattı. Ben ayağa kalktım, ama ne diyeceğimi bilmiyordum. Meltem hanım Firdevs’i sınıftaki sandalyeleri düzeltmek için gönderdi. Sonra da bana, “Ee, sınavların nasıl geçti?” diye sordu. “İyi geçti Meltem hanım…” dedim. “İyi geçtiğine sevindim! Ama sana kırgınım, bunu biliyorsun değil mi?” dedi. “Biliyorum, ne deseniz haklısınız!” dedim. Meltem hanım gülerek, “Neyse, şimdi kapatalım bu konuyu, sonra konuşuruz, tabii yine benden kaçmazsan!” dedi. Ben de, “Yok, bu gün bir yere kaçmıyorum Meltem hanım! Hatta bu gün burda, dairemde kalmayı düşünüyorum! Yarın da burdan İzmir’e gideceğim!” dedim. Meltem hanım, “Dairene baktın mı?” diye sordu.

Tam (Baktım) diyecektim, o sırada Firdevs yanımıza geldi. Ben de, “Yok bakmadım, anahtarım da yok zaten!” demek zorunda kaldım. Meltem hanım Firdevs’ten benim dairenin anahtarını aldıktan sonra, çantalarını falan da aldılar ve ışıkları da söndürüp, bilgisayar kursunu kapatıp çıktık. Firdevs kapıyı kilitledikten sonra, Meltem hanım, “Sen gidebilirsin canım, bizim biraz işmiz var!” deyip Firdevs’i gönderdi. Firdevs buna biraz bozulmuştu, ama belli etmemeye çalışarak bizle vedalaşıp gitti. Biz de benim daireye geçtik.

İçeriye girdiğimizde, ben yeni görüyormuşum gibi yaptım. Fakat Meltem hanım yememişti, “Firdevs dayanamadı gösterdi değil mi?” dedi. “Evet, gösterdi… Elinize sağlık, çok güzel olmuş, çok teşekkür ederim!” dedim. Meltem hanım gülerek, “Öyle kuru kuru bir teşekkürle kurtulacağını mı sanıyorsun?” dedi. Ben de gülümseyerek, “Islatırız ohalde Meltem hanım! Bu akşam uygun mu sizin için?” dedim. “Uygun olmasına uygun da, yalnız bu sefer yemek falan yapmam, o hakkını kaybettin!” dedi. Ben de, “Sorun değil, yemeği dışardan söyleriz!” dedim. Meltem hanım bu önerimi kabul etti. Sonra, dairemde gözden kaçan eksik birşeyler var mı diye odaları gezdik. Tuzluk, biberlik, peçete, çay, kahve gibi birkaç eksik vardı. Meltem hanım, “Hadi alışverişe gidelim!” deyince, “Olur!” dedim ve çıktık.

Ayrıca ben kendime birkaç tişört, pantolon, çorap, şort ve boxer falan da almak istiyordum. Bu alacaklarımı burda bırakmayı düşünüyordum. Eğer bu daireyi arada sırada Garsonyer gibi kullanacaksam bunlar lazım olacaktı. Arabama atladık, kasabadan biraz uzakta bulunan büyük bir AVM’ye gittik. Alışverişe başlamadan önce öğle yemeği niyetine Fast Food birşeyler atıştırdık. Meltem hanımla alışveriş yapmak eğlenceliydi, ama bir ara sanki annemle alışverişe çıkmışım gibi hissettim. Meltem hanımın benim için seçtikleri benim de zevkime uygundu, ama herşeye kendisi karar vermek istiyordu. Boxerlerimi bile kendisi seçti. Mağazaları gezip, evin diğer eksiklerini tamamladık. Ben ayrıca yatak odası için birkaç kutu ıslak mendil, kağıt havlu ve bebeyağı falan da alınca, Meltem hanım güldü ve “Bunları alıp yatak odana koymak benim de aklıma gelmişti, ama daireni Firdevs’le birlikte düzenlediğimiz için yapmadım!” dedi.

Ben gülümsemekle yetinince, Meltem hanım, “Yeri gelmişken, haberin olsun, Firdevs sana sırılsıklam aşık olmuş!” dedi. Ben de, “O yaşlarda normaldir!” dedim. “Normal olduğunu ben de biliyorum, ama ona karşı davranışlarına dikkat et, farkında olmadan yanlış sinyal verip de kızı ümitlendirme diye söylüyorum!” dedi. “Tamam, dikkat ederim!” dedim, ama içimden de (Ne yanlış sinyali amına koyum, Firdevs yarrağı yedi bile!) diye geçirmeden edemedim.

İçki satan bir mağazadan da çeşitli alkollü ve alkolsüz içeceklerle, biraz çerez alıp, alışverişi tamamladık. AVM’den ayrıldık ve daireme geri döndük. Öyle pek fazla birşeyler almamıştık aslında, ama AVM’de akşama kadar oyalanmıştık. Daireme girince aldıklarımızı koridorda bir kenara bırakıp, ben ayakkabılarımı, Meltem hanım da çizmelerini çıkarmadan salona geçtik ve ikimiz de yorgun bir şekilde karşılıklı koltuklara attık kendimizi. Heyecanlıydım, üstelik dairemde ilk misafir edeceğim kişinin Meltem hanım olması beni ayrıca heyecanlandırıyordu.

One thought on “Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 26

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir