Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 29

Sonra da, “Herkes gibi sen de Piercing’in klitorisi acıtıp acıtmadığını mı merak ediyorsun?” diye sordu. “Evet! Ayrıca, internette gördüğüm birkaç resim haricinde gerçeğini hiç görmedim. Onun için seninkini görmeyi çok istiyorum!” dedim. Benimkisi aptalca bir cesaretti. Ramazan çavuşla irtibatlarının halen devam ettiğini bildiğim halde, muhabbeti bu noktaya getirdiğime kendim de şaşırıyordum. Ramazan çavuşun kulağına gitse olacakları düşünemiyordum bile. Ama yine de ateşle oynamak hoşuma gidiyordu.

Alexandra bardağında kalan bir yudum Viskiyi de içtikten sonra, boş bardağı bana göstererek, “Doldururmusun?” dedi. Şişeyi alıp yanına gittim. Ben yürürken yine gözlerini önümde yarağımın kurduğu çadırdan ayırmamıştı. Bardağını doldurduğumda gülümseyerek teşekkür edip, eliyle yatağın kenarını sıvazladı ve “Otur!” dedi. Şişeyi komodinin üzerine bırakıp yatağın kenarına oturdum. Müthiş heyecanlanmıştım. Ama Alexandra, “Seninle açık konuşacağım…” diye başlayınca, içimden (Boşuna umutlanmışım amına koyum!) diye geçirdim.

“Gustav’la evliliğimiz, sıradan evliliklerden çok farklı. Kendi aramızda tüm tabuları ve sınırları aştık biz. Ama yine de dışarıya karşı bazı kurallarımız var. Seni havaalanında ilk gördüğümde, Gustav’a, senin nekadar yakışıklı ve çekici bir genç olduğunu, senden çok etkilendiğimi söyledim. Gustav da bana hak verdi, ama aynı zamanda senin Ramazan’ın damadı olduğunu da unutmamamı söyledi. Şimdi asıl konuya geleyim… Ben sana klitoris Piercing’imi gösterirsem, senin bakmaktan daha fazlasını isteyeceğini ikimiz de biliyoruz! Bu sorun değil, ben de daha fazlasını isterim! Ama senin Ramazan’ın damadı olman beni düşündürüyor. Bu oyuna devam edeceksek, bundan sonra yaşanacakları Ramazan’ın kesinlikle bilmemesi gerekiyor! Ayrıca şu andan itibaren benim isteklerime hiç itiraz etmeyeceksin! OK mi?” dediğinde rahatlamıştım.

Hiç tereddüt etmeden, “OK!” dedim. Böylelikle beni de frenleyen Ramazan çavuş engeli ortadan kalkmış oluyordu. Sadece Gustav kalmıştı beni biraz düşündüren. Kafamı banyoya doğru çevirip, “Peki ya Gustav?” diye sordum. Alexandra gülümseyerek, “Bizim tüm tabuları ve sınırları aştığımızı söyledim ya!” deyip, “Gustav, çıkıyorsun artık!” diye seslendi. Banyo kapısı açılıp ta, Gustav kadın iççamaşırları giymiş bir halde çıkınca çok şaşırdım. Altında tanga külot vardı, üstüne de (içi silikon dolgu olduğunu tahmin ettiğim) sütyen takmıştı. Gustav banyonun kapısında utangaç bir edayla öylece dikiliyor ve benimle göz göze gelmemeye çalışıyordu. İki elini de külodunun önünde, tam sikinin üzerinde birleştirmişti.

Alexandra, biraz sert bir tonla, “Buraya geliyorsun!” dedi. Gustav, “Derhal karıcığım!” diyerek yanımıza geldi, tam önümüzde dikildi. Bukadar yakınıma gelmesinden rahatsız olmuş ve biraz geri çekilmiştim. Alexandra bunu farketti ve Gustav’a eliyle 1-2 metre ileriyi gösterip, “Şuraya geçiyorsun!” dedi. Gustav yine, “Derhal karıcığım!” diyerek gösterilen yere geçti. Alexandra, “Ellerini çekiyorsun ordan!” deyince, Gustav ellerini önünden çekip bu sefer arkasında birleştirdi. Tanga külodun içinde siki kalkmıştı.

“Önce göğüs Piercing’lerimi gösteriyorum sana!” diyerek geceliğini çıkardı Alexandra. Sağ göğsünü, sol eliyle alttan yukarı kaldırıp tutarak, öbür eliyle Piercing’le oynamaya başladı. Piercing’i çekiyor, sündürüyor, kıvırıyor ve bırakıyordu. Anlamıştım, bunu bana, benim nasıl oynamam gerektiğini göstermek için yapıyordu. Sonra iki eliyle her iki göğüsünü de alttan destekleyip kaldırarak bana yaklaştırdı. Piercing’lerle oynama sırası bendeydi şimdi. İki elimle birden aynı anda her iki Piercing’le de oynamaya başladım. Aynı onun gösterdiği gibi yapıyordum. Ben oynadıkça kahverengi göğüsuçları sanki daha bir şişiyor, daha bir büyüyordu…

Sonra bana, aynı Gustav’a emir verdiği tarzla, “Emiyorsun onları!” dediğinde, gülmemek için zor tuttum kendimi. Birşey demeden dudaklarımı sağ göğsüne yanaştırdım, emmeye başladım. Demin göğüslerine sürdüğü losyondan olmalıydı, Şefatali tadı geliyordu ağzıma. Göğüsucunu ağzıma almış emerken, Piercing dilime dokunuyor, ağzımda Kiraz çekirdeği varmış gibi hissediyordum. Değiştire değiştire ve sırayla emiyordum her iki göğsünü de. Alexandra da, “Mmmhhh, mmmhhh!” sesler çıkarıp saçlarımla oynarken zevk aldığını belli ediyordu.

Bu arada pantolonumun içinde sıkışmış yarağım rahatsızlık vermeye başlamıştı. Pantolonumun üzerinden yarağımı düzelttiğimde, Alexandra Gustav’a, “Harunun pantolonunu çıkarıyorsun!” dedi. Ben hemen, “Gerek yok, ben kendim çıkarırım!” deyip ayağa kalktım. Ama Gustav çoktan gelip önüme diz çökerek kemerime yapışmıştı. Gustav’ın ellerini nazikçe ittirip, kemerimi kendim çözmek istedim. Ama Alexandra, “Hayır Harun, itiraz etmiyorsun! Gustav yapıyor!” dedi.

Bir an içimden, (Sikecem şimdi sizin bu kurallarınızı!) deyip, hatta bu işi bu noktada sonlandırıp odama gitmeyi bile düşündüm. Ama Alexandra’yı sikme isteğim ağır bastığından, oynadıkları bu oyunun kurallarına uymaya karar verdim. Gustav kemerimi çözdükten sonra ayakkabılarımı çıkardı. Sonra düğmemi çözüp, fermuarımı açtı ve pantolonumu indirip ayaklarımdan çıkardı. Boxerle kalınca yarağım da biraz olsun rahatlamıştı, boxerimin üstünden yarağımı göbeğime doğru düzelttim. Gustav halen önümde diz çökmüş halde, kedinin Ciğere baktığı gibi boxerimin içinde kalkmış yarağıma bakarken, Alexandra da yataktan inip arkama geçti ve tişörtümü çıkardı.

Alexandra göğüslerini sırtıma yapıştırmış, boynumu boğazımı ve kulak mememi öpüyor, yalıyordu. Kulak mememi emerken, elini de önüme atıp, boxerimin üzerinden yarağımı ellemeye başladığında, inanılmaz tahrik olmuştum. Kalp gibi atan yarağım patlama noktasına gelmişti. Alexandra elini yarağımdan çekti ve omuzbaşlarımdan başlayıp sırtıma öpücükler kondurarak belime doğru indiği. Belime öpücükler kondururken arkamda çömelmişti. Sonra iki eliyle boxerimi yanlardan tutup aşağı sıyırdı. Yarağımın tüm çıplaklığıyla Gustav’la burun buruna gelmesi hoşuma gitmemişti. Zamanında halamın oğluyla karşılıklı oturup çok 31 çekmiştik, dere kenarında yan yana durup dereye çok işemiştik. Ozaman rahatsız olmamıştım. Ama şimdi nedense Gustav’ın yarağıma bukadar yakın olmasından huylanmıştım.

Boxerimi geri yukarı çekmeyi düşünürken, Alexandra elini yine önüme atarak yarağımı eline alıp, aynı zamanda da götümün yanaklarını öpmeye ve acıtmadan ısırmaya başlayınca, bu düşüncemden vaz geçtim. Alexandra’nın sonra ıslak dilini göt deliğimin etrafında gezdirmesi müthiş tahrik ediciydi. Bir de önümde diz çökmüş Gustav olmasa keyfime diyecek yoktu. Çünkü herif yarağıma saldıracakmış gibi bakıyordu. Gustav’ın her an yarağıma elleyebileceği veya yarağımı ağzına alabileceği düşüncesini beni huzursuz ediyordu. Şu ana kadar hiç bir erkekle böyle bir şeyi yapmadığım gibi, bunun düşüncesi bile iğrenç geliyordu bana.

Götümün yanağına ıslak bir öpücük kondurup arkamda ayağa kalktı Alexandra. Yine boynumu boğazımı öpüyordu. Elini de götüme atmış, bir parmağı göt deliğimin etrafında geziniyordu. Aldığım zevkle gözlerimi kapatmıştım ki, Alexandra’nın parmağını götüme sokmasıyla irkildim. Kulağıma, “Şşşşt, kendini serbest bırakıyorsun!” deyip, parmağını biraz daha soktu götüme. Kendi parmağımın haricinde ilk defa bir parmak giriyordu götüme, o da Alexandra’nın parmağıydı. Ergenliğe yeni girdiğim dönemde, banyo yaparken 31 çekmeden çıkmıyordum banyodan. Daha sonraları çektiğim 31’den aldığım zevki artırmak için, aynı anda bir parmağımı da götüme sokmayı alışkanlık haline getirmiştim. Nedenini hatırlamıyorum, ama zamanla götümü parmaklama alışkanlığını bırakmıştım. Banyoda yıkanırken 31 çekme alışkanlığımı ise uzun yıllar sürdürdüm…

Hiç acıtmadan parmaklıyordu götümü Alexandra ve ben bundan müthiş zevk alıyordum. İstem dışı elim yarağıma gitti ve sıvazlamaya başladım. Ama Alexandra anında, “Hayır Harun! Elini çekiyorsun ordan! Seni Gustav boşaltıyor!” dedi. İçimden, (Hah, bir bu eksikti amına koyum!) diye geçirdim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Öyle zor bir durumdaydım ki, yarağım resmen zonkluyordu ve patlama derecesine gelmişti. Hatta kasıklarıma dayanılmaz bir ağrı girmişti, biran önce boşalmadan da bu ağrının geçmeyeceğini tecrübelerimden biliyordum. Alexandra’ya, “OK!” deyip gözlerimi kapadım…

Gustav Alexandra’dan emri alınca, hiç vakit kaybetmeden önüme yumuldu, yarağımı ağzına aldı ve taşaklarımı okşayarak yarağımı emmeye başladı. Şu an, hayatta hiçbir zaman ödün vermeyeceğimi sandığım bir prensibimi çiğnemiştim böylelikle. Zevk almıyormuydum? Alıyordum, ama bir çeşit suçluluk duygusunu da birlikte yaşıyordum. Yarağımı şu an yalayanın Gustav olduğunu bildiğim halde, gözlerimi kapamış, onun bir kadın olduğunu hayal ediyordum. Sonra kendime manevi işkence çektirmeyi bırakıp, sadece aldığım zevke konsantre oldum. Alexandra’nın parmağı götümde çalışırken, Gustav’ın karı gibi çektiği saksoya fazla dayanamadım ve ağzına fışkırttım döllerimi…

Boşalmam bitince, en son damla dölümü de yutmadan bırakmadı Gustav yarağımı emmeyi. Gustav önümden kalktığında, Alexandra da götümden parmağımı çekti. İkisi birlikte banyoya gittiler. Ben de Alexandra’nın Viski dolu bardağını aldım ve yatağa oturdum, büyükçe bir yudum içtim. Viski iyi gelmişti. Ama halen bir erkeğin bana sakso çekmesine izin verdiğime kızıyordum kendime. O sırada bunların banyoda kendi aralarında Almanca konuşmalarını duydum. Alexandra Gustav’a, (Sence hangisi daha iyi?) diye sorunca, Gustav, (Bununkini daha çok beğendim!) dedi. O anda nedense aklıma ilk gelen kişi Ramazan çavuş oldu. Acaba benim yarağımı Ramazan çavuşun yarağıyla mı kıyaslıyordu Gustav? Ama bunu onlara soramazdım, çünkü Almanca bildiğimi deşifre etmek istemiyordum.

Biri ellerini, diğeri de ağzını yıkayıp geldiler. Gustav yine 1-2 metre ileride dikilirken, Alexandra yanıma oturup yüzümü kendine çevirdi ve dudaklarıma yumuldu. Biraz öpüştükten sonra, sönük yarağımı avuçlayıp, “Bu biraz dinlenip kendine gelsin, ben de bu arada Gustav’ı ödüllendireyim!” dedi. Sonra da Gustav’a, “Straponu getiriyorsun!” dedi. Gustav ikiletmeden, “Derhal karıcığım!” diyerek gitti valizden Straponu alıp, yanında da krem gibi bir şey getirdi. Alexandra ayağa kalkıp, tam önümde dikilerek külodunu indirdi. Sonunda Alexandra’nın klitoris Piercing’ini görmüştüm. Bir eliyle omzumdan destek alarak külodunu ayaklarından çıkardı. Sonra da Strapounu külot gibi giyerek, yanlardan ince deri kemerleri sıkılaştırdı beline. Strapon Alexandra’nın önünde gerçek yarak gibi sallanıyordu…

Gustav’a, “Domalıyorsun!” deyip, kremle Straponun ucunu yağladı. Sonra yanımda yatağın üzerinde dörtayak domalmış bekleyen Gustav’ın tangasını kenara çekip, Straponun ucunu götüne dayadı. Fazla uğraşmadan da dibine kadar geçirdi. Gustav aynı karı gibi, “Ihhhh!” diye inlese de, bunun ilk sefer olmadığı gün gibi ortadaydı. Alexandra Gustav’ın belinden kavrayıp, gidip gelmeye başladı. Alexandra Straponu her köklediğinde, Gustav uzun bir “Ohhhh!” çekiyordu. Alexandra’nın Gustav’ı sikişini izlemek hem komiğime gidiyordu, hemde ufaktan tahrik oluyordum. Sönük yarağım ufaktan kıpırdanmaya başlamıştı bile…

Rahat bir 15-20 dakikadır sikiyordu Alexandra Gustav’ın götünü. Ama gitgide yorulmaya da başladığı, pompalama ritminin yavaşlamasından belli oluyordu. Derken Alexandra iyice yorulup pompalamayı tamamen bırakınca, bu kez de Gustav götünü ileri geri yapmaya başladı. Bir süre sonra Gustav inleyerek götünü Strapona bastırıp kaldı öylece. Alexandra, “Tamam mı, boşaldın mı?” diye sordu. Gustav, “Evet!” deyince, Alexandra da Gustav’ın götünden Straponu çekip arkasından çekildi. Bana gülümseyerek, “Yoruldum!” dedi, sonra da Straponu belinden çıkardı, yıkaması için Gustav’a verdi. Gustav sikine hiç dokunmadan küloduna boşalmıştı.

Gustav Straponla birlikte banyoya giderken, Alexandra yanıma oturdu. Elimden bardağı aldı ve bardakta kalan Viskiyi bir dikişte bitirdi. Boş bardağı uzanıp komodinin üzerine bıraktı. Sonra da kalkmış yarağımı sıvazlayarak, “Mmmhhh, dinlenmiş bu! Şimdi yorulma sırası sende!” deyip dudaklarıma yumuldu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir