Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 33

Üstümüze örtüyü çektim ve Şaheste’ye sarıldım, bu duygu yoğunluğu ile uyumak istiyordum. Ama gözlerimi kapadığım anda Nurcan girdi düşüncelerime. Öyle ya, bir de Nurcan vardı. Hani Nurcan’la evlenmeyecek olsaydım, ileride belki Şaheste’yle evlenebilirdim. Duygusal olarak tam bir çıkmazdaydım, boşa koyuyordum dolmuyordu, doluya koyuyordum almıyordu. Bu çıkmaza bir çözüm bulamadan uykuya dalmışım…

Sabah uyandığımda Şaheste sımsıkı sarılmıştı bana. Dudaklarına öpücük kondurduğumda uyandı ve “Günaydın aşkımmmm!” diyerek, tatlı tatlı gülümsemeye başladı. Dün gece olanları hatırlayıp hatırlamadığından emin değildim. “Günaydın aşkım, kendini nasıl hissediyorsun?” dediğimde, “Mmmmm! Çok mutluyum! Uyandığımda herşeyin rüya olmasından çok korkuyordum, ama rüya değilmiş, yanımdasın!” dedi. Demek ki dün gece kızlığının gittiğinin farkındaydı. Elimi külodunun üstünden amına attım ve “Ağrı, sızı falan var mı aşkım?” diye sordum. “Yok, dün gece çok ağrımıştı, ama şimdi iyi!” dedi. Elimi külodunun içine soktum. Elim alev alev yanan amına değdiğinde, bu sıcaklık Elektrik akımı gibi elimden tüm bedenime yayıldı.

Doğrulup, Şaheste’nin külodunu ayaklarına kadar sıyırdım. Şaheste de ayaklarını oynatarak çıkarmama yardım etti. Eğildim, klitorisinin üzerine bir öpücük kondurdum, kokladım amını. Mis gibi kokuyordu. Şaheste’nin minnacık eli de, sabah sertliğiyle kazık gibi olmuş yarağımı okşamaya çalışıyordu. Ben klitorisini yalarken Şaheste inlemeye başlamıştı, aynı zamanda da yarağımı koparacakmış gibi asılıyordu. Böyle ikimiz de rahat değildik, pozisyon değiştirip 69 olduk. Ben sırt üstü yatıp, Şaheste’yi üzerime ters aldım. Şimdi Şaheste’nin Kayısı gibi amını daha iyi yalayabiliyordum. Şaheste de yarağımla daha rahat oynayabiliyordu…

Şaheste, ben birşey demeden, kendiliğinden yarağımı yalamaya başladı. Yarağımın sadece başını sokup çıkarıyordu küçücük ağzına. Acemice yapıyordu, herhalde ilk defa yarak yalıyordu. Ama onu hiç bir şeye zorlamayacaktım, ne istiyorsa, nasıl istiyorsa, o şekilde yapsın istiyordum. Ben amını yaladıkça, Şaheste de amını suratıma ileri geri sürtmeye başladı. Amının yalanmasından çok zevk alıyordu. Ben de yalamaktan. Saatlerce yalasam doymayacak gibiydim. Bir amcık bukadar mı tatlı olurdu? Hele Mercimek kadar küçük göt deliğine ne demeli? Arasıra dilimi göt deliğine değdirdiğimde bambaşka bir zevk alıyordum. Şaheste ise çıldırmış gibi inliyordu ozaman!

Birkaç dakika sonra Şaheste yarağımı yalamayı bırakıp, amını yüzüme hızlı hızlı sürtmeye başladı. İnlemeleri de iyice yükselmişti, orgazm olmak üzereydi. Aynı anda hem ağlar gibi, hem de güler gibi sesler çıkarıyordu. Çok geçmeden de çırpına çırpına orgazm oldu. Orgazm olurken amını kaldırmıştı suratımdan, istesem de yalayamıyordum artık. Üzerimden kalkıp döndü, göbeğimin üzerine oturup öne eğildi ve am suyuna bulanmış dudaklarımı öpmeye başladı. Yaşadığı orgazm için teşekkür eder gibiydi. Hafiften de kıçını ileri geri oynatarak, amını yarağıma sürtüp duruyordu.

Sürtünürken, yarağımın başını küçücük am dudakları arasından kaydırarak amının deliğine girmesini sağladı. Ben birşey yapmıyordum. Şaheste alt dudağını emerek kendini yavaş yavaş geriye verdiğinde, yarağım da milim milim amına giriyordu. Yüz ifadesinden, yarağımı amına almakta zorlandığını görebiliyordum. İleri geri, ileri geri yaparak sonunda hepsini almıştı amına. Yüzünde şimdi mutlu bir gülümseme vardı. Doğrulup, oturur vaziyete geçti. İki elini de arkaya atıp bacaklarımdan tutunmuştu. Sonra yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı. Ben sadece izliyordum. Küçücük göğüsleri de hiç sallanmadan ve titremeden, bir yukarı, bir aşağı iniyordu o oturup kalktıkça. Göğüs uçları sertleşmişti.

10-15 dakika sonra hareketleri iyice yavaşlamıştı. Şaheste orgazm olmak için çabalıyordu, ama oturup kalkmaktan yorulmuş, dermanı kalmamıştı. Yarağımı amından çıkarmadan, Şaheste’yi altıma aldım. Bacaklarını belime dolayıp, pompalamaya başladım amına. Şaheste’nin inlemeleri, yeniden orgazm hissine yaklaştığını gösteriyordu. Hızımı artırdım, olabildiğimce hızlı pompalıyordum şimdi. Derken Şaheste tırnaklarını sırtıma geçirip, çığlık çığlığa orgazm oldu. Ben de boşalacaktım, ama bacaklarını belime kenetlendiği için, amında gidip gelemiyordum şimdi.

Orgazm kasılması bitip de bacaklarını gevşettiğinde, ben de birkaç kez daha pompaladım amına. Ve boşalacağım anda amından çıkıp, göbeğine fışkırttım döllerimi. Aslında içinden hiç çıkmak istemiyordum bu tatlı amcığın. Ama bir de kızı hamile bırakırsam, zaten karışık olan durum iyice karışacaktı. Biraz öpüşüp, birbirimize sevgi sözcükleri söyledikten sonra, Şaheste’yi kucağıma alıp banyoya götürdüm. Duşumuzu alıp, kahvaltı yapmak üzere aşağıya indik. Restorana geçtik.

Atalay’la Alexandra’lar daha inmemişlerdi. Atalay muhtemelen onlarla yatmıştı. Şaheste’yle başbaşa güzel bir kahvaltı yaptık. Biz keyif çayı içerken, onlar da geldiler, günaydınlaşıp oturdular. Masadaki herkesin yüzü gülüyordu. Dün gece yaşananlardan herkes çok zevk almıştı. Atalay’ın keyfi yerinde olduğundan, benim gece nerede yattığımı bile sormadı. Hoş sorsaydı da, Şaheste’yle yattığımı söyleyecektim. Atalay belki biraz bozulurdu buna, ama sesini çıkaramazdı.

Onlar da kahvaltılarını bitirince, hep beraber kalktık. Alexandra ve Gustav benimle birlikte köye geleceklerdi. Köyümüzü, ailemi ve Ramazan çavuşun inşaatını merak ediyorlardı. Şaheste de bizimle gelmek istedi. Benden ayrı kalmak istemiyordu, bunu anlayabiliyordum. Ama Şaheste’yi de götürsem, ailem bana birtakım sorular soracaktı. Onun için, Şaheste’ye daha başka işlerimin de olduğunu ve kendisiyle ilgilenemeyeceğimi söyleyip, gelmesini istemedim.

Köye varınca, ilk önce bizim eve uğradık. Ailemle tanıştılar, biraz oturduk. Sonra Ramazan çavuşun inşaatına gittik. Ama inşaatı görünce hayal kırıklığına uğradılar. Biz inşaatta gezinirken, Ramazan çavuşun kardeşi İdris de geldi yanımıza. Temel atılırken işin başında İdris durduğu için, ona birkaç soru sordular, ben tercüme ettim. Gustav inşaatı kendi çizmiş olduğu projeyle karşılaştırıyor, bir sürü eksik ve yanlış buluyor, sürekli, “Şurası olmamış… Burası olmamış!” deyip duruyordu. Herşeyi Almanya’daki yapılan inşaatlarla kıyaslıyordu. İdris’e birkaç talimat verip inşaattan ayrıldık. Öğleden sonraya kadar köyde oyalandık, sonra tekrar otele bıraktım onları. Ben arabadan inmeden yoluma devam ettim, kasabaya gittim.

Birgül benimle ne konuşacaktı merak ediyordum. Ama önce bilgisayar kursuna uğramak istedim. Bu saatte kimse kalmamış ve Firdevs ortalığı toparlıyor olmalıydı. Pasajdan geçerken çaycı Veli ile karşılaştım, Firdevs’le evlenme işini ne zaman konuşacağımı sordu. Ben de halledeceğimi söyleyip, yukarı çıktım. Kapı açıktı, Firdevs gitmek için hazırlanıyordu. Beni görünce hem şaşırdı hem sevindi. İçeri girip kapıyı kapadım.

İçerde başka kimsenin olmadığından emin olup, kapıyı kilitledim. Sonra da Firdevs’e sarılıp dudaklarına yumuldum. Ayakta ateşlice öpüşmeye başladık. Firdevs heycandan yaprak gibi titriyordu. Masaya oturtup, uzun eteğinin altından elimi daldırdım ve külodunun içine soktum, amını avuçladım ve öpüşmeye öyle devam ettik. Amı çok çabuk sulanmıştı. Klitorisini sıvazlamaya başlayınca da inleyerek orgazm oldu. Bu arada benim yarak da kazık gibi olmuştu. Fermuarımı açıp yarağımı çıkardım ve ağzına verdim. Birkaç saniye sonra da ağzına patladım. Elbiselerimizi çıkarmadan, 3-4 dakika içinde hem Firdevs’i orgazm etmiştim, hem de kendim boşalmıştım. Firdevs döllerimi yutabildiği kadarıyla yuttu, ağzından taşanları da eliyle silerek lavaboya gitti.

Temizlenip geldiğinde, karşıma oturtup, çaycı Veli ile evlenmesi hakkında konuştum. Firdevs ısrarla beni sevdiğini ve benimle evlenmek istediğini söylüyordu. Benim de kendisini sevdiğimi, ama evlenemeyeceğimizi söyledim. Ayrıca Veli ile evlenmesinin aramızdaki ilişkiyi etkilemeyeceğini, sevişmelerimize yine aynı şekilde devam edebileceğimizi söyledim. Yaklaşık bir saat kadar konuştuk. Sonuçta Firdevs, “Aslında ailem de Veli ile evlenmemi istiyor. Ama ben evlenemem ki, durumumu biliyorsun…” dedi. Ben de, “Kızlık olayını dert ediyorsan, bir şekilde hallederiz!” dedim. Firdevs, “Diktirecekmiyiz?” diye sorunca, “Diktirmeye gerek yok, gerdek gecesini adet gününe denk getirirsin, olur biter! Veli’yi de gerdekten önce biraz sarhoş ettik mi, ruhu bile duymaz, merak etme sen!” dedim. Bu dediğim Firdevs’in kafasına yatmıştı…

Aşağıya indiğimizde, Firdevs evine gitti, ben de Veli ile konuşmak için kaldım. Veli’ye Firdevs’i nerdeyse evlenmeye ikna ettiğimi söylediğimde, sevinçten uçacaktı. Veli, bu devirde böylesine namuslu bir kız bulunmayacağını söylüyor, bana sürekli teşekkür ediyordu. Çayımı bitirip, gitmek için müsade istediğimde, Veli koluma yapışıp, “Hocam, bu güzel haberi ıslatmamız gerek! Akşam erken kapatırım, bir ‘Büyük’ alır bizim eve gideriz. Ablama da telefon açar, güzel bir sofra hazırlatırım!” dedi.

Her nekadar işimin olduğunu söylediysem de, Veli, “Hocam kırma beni, bugün en mutlu günüm! Hem ablamla da tanışırsın!” diye ısrar etti. Aslında ablasını merak etmiyor değildim, ama bu akşam Birgül’e uğramak istiyordum. Veli ısrarlarını sürdürünce, “Tamam, işimi halledip geleyim. Ama şimdiden söyleyim, benim içkiyle pek aram yok, bayramdan bayrama bir iki duble anca içerim!” dedim. Bunu, kasabada adımın (içkici’ye) çıkmasını istemediğim için özellikle söylemiştim. Veli, “Hocam ben de senin gibiyim, ayda yılda bir Bira anca içerim. Ama bu akşam yıkılana kadar içmek istiyorum!” dedi. “Pekala, birazdan görüşürüz!” deyip kalktım ve Birgül’ün evine gittim.

Birgül dünkü mesajında da belirttiği gibi evde yalnızdı. Selamlaşıp salona geçtiğimizde, yanıma değil de karşımdaki koltuğa oturmasına biraz bozulmuştum. Bir sigara yaktım ve “Evet, seni dinliyorum, ne konuşacaksın?” dedim. Birgül tedirgin görünüyordu, “Kısa ve öz konuşacağım. Sevgilimle barıştığımı Müge söylemiş sana. Seninle seviştiğimizi sevgilimin bilmesini istemiyorum!” dedi. Ben de, “Sevgilinle nerde karşılaşacağım ki?” diye sorduğumda, “Müge ile aranızda geçenleri biliyorum, anlattı bana. Ne bileyim, hani Müge için geldiğinde falan tesadüfen sevgilim de burda olursa diye söylüyorum…” dedi.

Birgül’ün tedirginliğini anlayabiliyordum. Sevgilisiyle evlenme umudu vardı ve benim bu işe çomak sokabileceğimi düşünüyordu. “Merak etme, birşey belli etmem, bu konuda için rahat olsun! Şimdi gel buraya, seni çok özledim, bir sarılayım sana!” deyip elimi uzattım. Birgül ürkekçe kalkıp yanıma geldiğinde, ayağa kalktım ve belinden sarılarak kendime çekip, dudaklarına yumuldum. Birgül bunu beklemiyordu benden, bu kısa konuşmayla aramızdaki herşeyi bitirdiğini düşünüyor olmalıydı. Dudaklarından boynuna indiğimde, “Yapma lütfen…” dedi. Aklı sıra naz yapıyordu orospu. Ben aldırış etmeden boynunu öpmeye, öperken de götünü eşofmanının üzerinden avuçlamaya devam ettim.

Yarağım da kazık gibi olmuştu. Birgül sert yarağımı hissedince, “Yaa istemiyorum, bırak beni, lütfen… Ben artık sevgilimle birlikteyim dedim ya sana!” dedi. Sinirlenmiştim, “Sus amına koduğumun orospusu, seni o boynuzlu sevgilinin gözü önünde sikerim valla!” deyip kolundan tuttuğum gibi koltuğa fırlattım. Ve toparlanmasına fırsat vermeden koltuğa domalttım. Bir elimle ensesini bastırıp, diğer elimle eşofmanıyla birlikte külodunu sıyırıp, amını okşamaya ve parmaklamaya başladım. Biraz önce istemediğini söyleyen Birgül şimdi zevkten kısık kısık inliyordu. Amı vıcık vıcık sulanmıştı…

“Kımıldama, kal öyle!” deyip çektim ellerimi ve çabucak pantolonumla boxerimi çıkardım. Arkasına yanaşıp, yarağımı amına sokacağımda, “Şu eşofmanımı çıkarayım bari, böyle rahat değil!” dedi. Ona yardım ettim, eşofmanını ve külodunu çıkardık. Ben birşey demeden Birgül yeniden koltuğa domaldı ve bacaklarını ayırdı. Amına yarağımı köklediğimde de uzun bir, “Ohhhh!” çekti. Omuzlarından tutup iyice abanmıştım. Bir süre öyle kenetli kalıp, sonra yavaş yavaş pompalamaya başladım. Birgül şimdi sesli sesli inliyordu.

5 dakika sonra Birgül kendini geriye vurdurmaya başladı, orgazm olmak üzereydi. Ben de iyice hızlanıp, orgazm ettim onu. Fakat durmadım, amına pompalamaya da devam ettim. Birgül’ün çığlıkları şimdi ortalığı yıkıyordu. “Dur, yeter, ben bittim!” diye bağırıyordu. Ben de boşalmaya yaklaşmıştım. Aslında amının içine boşalmayı çok isterdim, ama sakat iş yapmak istemiyordum. Birkaç kez daha pompalayıp, son anda yarağımı amından çıkarıp, beline fışkırttım döllerimi…

Yerden Birgül’ün külodunu alıp, küloduyla önce yarağımı, sonra da Birgül’ün belindeki dölleri sildim. Birgül döndüğünde halen nefes nefeseydi. Dudaklarıma yumuldu ve öpüşmeye başladık. Dudaklarımı kemirircesine öpüşüyordu benimle. Rahat bir 5 dakika ateşlice öpüştük. Dudaklarımı dudaklarından kurtarıp, artık gitmem gerektiğini söylediğimde boynuma sarıldı. Demin naz yapan Birgül, şimdi de gitmemi istemiyordu.

İşimin olduğunu söyleyip boxerimi ve pantolonumu giydim. Evden çıkmadan Birgül’e, “Sevgilini ve Müge’yi ayarla da, dördümüz bir akşam yemek yiyelim, Rakı içelim!” dedim. Birgül de, “Olur ayarlarım! Ama unutma söz verdin, sevgilime birşey belli etmeyeksin!” diye tembihledi. Sanki bu konuda bana güvenmiyor gibiydi. Onun bu tedirginliğini gidermek için, “Merak etme aşkım, söz verdiysem sözümde dururum ben!” dedim. Birgül biraz da olsa rahatlamıştı. Dudaklarından öpüp evden çıktım.

Pasaja vardığımda, Veli beni bekliyordu. Dükkanı kapattı, marketten bir büyük Rakı alıp, evine gittik…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir