Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 41

Elçin’e, “Neymiş şartların?” diye sorduğumda, “Bu olaydan Atalay’ın haberi olmayacak, o da komisyon diye tutturmasın! Tamam mı?” dedi. “Tamam, Atalay’ı sorun etme! Başka?” dedim. Elçin, “Senin tapunu sonra vereceğim, önce Alexandra’ların satışını sonuçlandırmamız gerekiyor! Tamam mı?” dedi. “Tamam, başka?” dedim. Elçin, “Başka şartım yok!” deyip, pis pis sırıtmaya başladı. “Ne oldu? Niye sırıtıyorsun pişmiş kelle gibi?” diye sordum. Elçin, “Alexandra’lardan parayı aldıktan sonra 3 tane daha Villa yapmayı düşünüyorum! Onlara da müşteri bulursan, satılan Villa başına 50.000 Euronu alırsın! Anlaştık mı?” dedi. Hiç düşünmeden kabul ettim.

Elçin gülümseyerek, “Şimdi keyfin yerine geldi mi aşkım?” diye sorunca, “Hemde nasıl!” deyip, busefer ben yumuldum onun dudaklarına. Nefeslerimiz kesilene kadar öpüştük. Sonra Elçin’in göğüsleriyle ilgilendim uzunca bir süre. Emdim, yaladım, öptüm, yoğurdum göğüslerini. Ordan da amına indim. Bilmiyorum, belki de yarım saatten fazla yaladım amını. Elçin zincirleme orgazm olmaktan bayılacak dereceye gelmişti, artık sikmem için yalvarıyor ve beni üstüne çekmeye çalışıyordu.

Doğrusu benim yarak da sabırsızlanıyordu. Doğruldum, bacaklarının arasında yerimi alıp, yarağımı yavaşça soktum vıcık vıcık olmuş amına. Elçin inleyerek bacaklarını belime doladı. Beni adeta içine hapsetmek istiyor gibiydi. O pozisyonda biraz amına pompaladım, ama pek rahat edemedim ve “En sevdiğin pozisyon bu mu?” diye sordum. Elçin, “Yoo, ata binmeyi çok seviyorum!” dedi. Doggy deseydi daha güzel olacaktı, ama Doggy’de sadece ben çalışacaktım, onun için sesimi çıkarmadım. Pozisyon değiştirdik, ben alta yattım, Elçin üstüme çıktı. Gözlerimin içine baygın baygın bakarak yarağımı amına yerleştirdi ve oturup kalkmaya başladı…

Elçin orgazm olmaya yaklaşınca yavaşlıyor, hatta bazen duruyor, bir süre sonra yeniden hızlanıyordu. Benim birşey yapmama gerek yoktu, Elçin kendi kendini sikiyordu. Ben sadece gözlerimi kapayıp zevkten inlerken, şu anda Yeter’le sikiştiğimi hayal ediyordum. Öyle bir mayışmıştım ki, nerdeyse uyuyacaktım…

Elçin’in, “Ben bittim aşkım, hadi sen de boşal!” demesiyle kendime geldim ve “İn üstümden, yüzüstü yat!” dedim. Elçin yüzünü buruşturup, “Yaa, götümü mü sikeceksin?” diye sordu. “Hayır, amını sikeceğim!” dediğimde, gülümseyerek, “Seni çok seviyorum aşkım!” diyerek indi ve yüzüstü yattı ve poposunu yükseltti. Ben de amına geçirdim yarağımı ve hızlı hızlı sikip, içine boşaldım. Ensesini ve omuzbaşlarını öpüp, yine harika sikiştiğini söyleyip kalktım üstünden. Elçin’i yan döndürüp, ben de arkasından sarıldım. 66 pozisyonunda yatıp uykuya dalacağımızda Elçin ne düşünüyordu bilmiyordum ama, ben Yeter’i düşünüyordum…

Ertesi gün, uzun sürecek bir koşuşturma maratonu başladı. Yabancıların Türkiye’de mülk edinmelerinin farklı prosedürleri olduğunu duymuştum, ama bukadar uzun süreceğini bilmiyordum. Elçin’le birlikte ben de yardımcı oldum ve 3 haftalık koşuşturmanın ardından, sonunda Alexandra’lar tapularını alabildiler. Villalarını dayayıp döşedikten sonra otelden ayrılıp, Yeter’le birlikte yeni Villalarına taşındılar. Ayrıca birde küçük bir araba satın aldılar, kendi başlarına sağa sola gidip gelebilmek için…

Bu arada, Şaheste benimle hiç konuşmadan ve vedalaşmadan İstanbul’a dönmüştü… Bir başka gelişme ise, Firdevs’in Veli ile nişanlanması oldu, fakat nişana ben gidemedim… Yeter Bilgisayar kursunun yanısıra, Liseye de başlamıştı… İdris ise Hüsniye’yi nedense Bilgisayar kursuna göndermekten vaz geçmişti…

Artık öteki Villayı da benim alacağımı millete duyurmanın zamanı gelmişti. Önce Nurcan’ı arayıp konuştum ve bana vermiş olduğu parayla Villa alacağımı söyledim. Nurcan ise, “Tamam aşkım al, ama biliyorsun bizimkilerin bu paradan haberleri yok! Onun için taksitle alacağımızı söyleyelim, hem böylelikle babamdan para da tırtıklarız! Hatta ben babamla bir konuşayım, peşinat için para lazım diyeyim, bakalım nekadar koparabileceğim! Ben seni akşam ararım!” dedi. Kafama yatmıştı bu fikir. Alexandra’lara da söyledim yakında komşu olacağımızı, çok sevindiler.

Ama akşama Nurcan beni aradığında morali bozuktu. Babası, peşinat için para vermeyi bir kenara bırak, sinirinden küplere binmiş, (Ben size apartmandan daire vereceğim, daha ne Villa boku yiyorsunuz! Haa, illa alacağız diyorsanız, alın! Ama benden Zırnık çalışmaz!) demiş. Ramazan çavuştan da anca böyle bir tepki beklenirdi. Nurcan’a, “Ee, şimdi ne olacak?” dediğimde, “Birkaç gün bekle aşkım, ben annemle konuşurum, merak etme, annem razı eder babamı!” dedi…

Nurcan’ı kırmamak için birkaç gün bekleyecektim. Ama doğrusu Ramazan çavuşun ne dediği, ne düşündüğü hiç sikimde değildi. Nasıl olsa Villa cebimde sayılırdı. Villa alacağımı kendi anneme babama da söylemek için köyümüze gittim. Annemlere ayrıca, kasabada Part-time Bilgisayar dersi vereceğimden de bahsettim… Epeyden beridir Elçin’de yatıyordum, ama bu gece burda yatacaktım. Annemlerle akşam yemeğini yedikten sonra, kahvehaneye arkadaşları görmeye diye evden çıktım…

İdris’in evinin önünden geçerken, Hüsniye’yi kursa göndermekten neden vazgeçtiği kafama takıldı. İdris’le konuşmak istiyordum. Çaldım kapılarını. Kapıyı Neriman açtı, İdris’in İzmir’de olduğunu söyledi. Ama bunu söylerken İdris’e kızgın gibiydi. “Kapıda durma Harun, gel buyur, geç içeriye, çay kahve birşeyler yapayım sana!” dediğinde, ben de enazından Hüsniye’yi görür ve konuşurum düşüncesiyle girdim içeriye…

Salonda çocukları vardı, ama Hüsniye’yi göremedim. Neriman’a, “Hüsniye yok mu?” diye sorduğumda, “Hüsniye biraz önce sizin Mürüvete oturmaya gitti.” dedi. Ben de, “Ohalde bana müsade, başka zaman uğrarım! Şimdi İdris yok, Hüsniye de yok, benim buraya geldiğimi komşulardan gören falan olduysa, yanlış anlaşılır!” dedim. Ama Neriman, “Siktir et, nasıl anlaşılırsa anlaşılsın! Kahve yapayım da içelim! Mutfağa gel, hem biraz da dertleşiriz!” dedi. Bu durumdan biraz rahatsız olmuştum, ama Neriman’ın ne konuda dertleşeceğini de merak ediyordum. Hem, Neriman evli barklı, çoluklu çocuklu bir kadın olduğu halde dedikodu çıkma ihtimalinden çekinmiyorsa, ben erkek halimle niye çekinecektim ki?

Neriman çocuklara Televizyondan bir çizgifilm kanalı açtı ve salonun kapısını kapadı, mutfağa geçtik. Sandalyeye oturdum ve kahve yapan Neriman’ı izlemeye koyuldum. Değirmen taşı gibi bir götü vardı. Arada sırada dönüp konuşuyordu benimle. Göbeği kat kat idi, sanki 3-4 tane can simidini üstüste koymuşlar gibiydi. Biraz Yeter hakkında konuştuk, Yeter’in durumuna çok seviniyordu. Hüsniye’yi neden kursa göndermediklerini sordum, ama bunu Neriman da bilmiyordu…

Kahvelerimizi içerken, İdris’in İzmir’de ne işi olduğunu sordum. “Ne işi olacak, Alexandra’nın verdiği parayı yemeye gitti, Zıkkımın kökünü yiyesice!” dedi. Anlaşılan İdris’ten epey bir dertliydi. Ben bir sigara yaktığımda, kültablasını kendi önüne doğru çekip, “Bir tane de bana ver şu meretten!” dedi. Bir sigara verip yaktım ve “Nasıl yiyor paraları? Kumar mı oynuyor? İçki mi içiyor?” diye sordum. Neriman iç çekerek, “Boyu devrilesicenin İzmir’de dostu var! Eline geçen her kuruşu gidip onunla yiyip geliyor! Abisinin Alamanyadan gönderdiği paralar da hep böyle heba olup gitti!” dedi…

Neriman öyle ahım şahım güzel bir kadın olmasada, niyetimi bozmak üzereydim. Yoklama çekmek amacıyla, “Yani burda gül gibi karısı dururken yapılır mı bu hiç! Varsan baksan, dostu senin kadar güzel bile değildir!” dedim. Neriman dizime şakadan vurarak, “Çok kötüsün Harun! Bunu benim moralmanımı düzeltmek için söylüyorsun, değil mi?” dedi. “Yok valla, gerçekten güzel ve çekici bir kadınsın! Ben senin kocan olsaydım, bırak başka kadınlara bakmayı, seninle sabah akşam yataktan çıkmazdım!” dedim. Neriman bu son söylediğimin ne anlama geldiğini anlamış ve eli ayağına dolaşmıştı. Sigarasını söndürüp, elindeki fincanı masaya koyarken az kalsın yere düşürüyordu. Fazla birşey söylememiştim aslında, ama belki de Neriman’ın hayatında hiç duymadığı iltifatlardı bunlar.

Ben de fincanımı bırakıp, sigaramı söndürdüm ve “Neyse, ben artık gitsem iyi olacak!” dedim. Neriman koluma yapışıp, “Yaa, çok kötüsün Harun! Niye gidiyorsun? Ne güzel konuşuyorduk işte!” dedi. Neriman attığım oltaya takılmıştı, şimdi oltanın ipini çekmem lazımdı. Elimi bacağına koyup, “Aslında gitmeyi hiç istemiyorum, ama gitmezsem sadece konuşmak yetmeyecek bana! Ayrıca biraz da huzursuzum, komşulardan çatkapı gelen falan olursa, bizi böyle başbaşa ve samimi bir şekilde görmelerini istemem. Hem içerde çocuklar var, Hüsniye de her an gelebilir!” dedim. Neriman heyecanla, “Çocukları merak etme, Televizyonun başından kalkmaz onlar! Hüsniye’nin de huyunu biliyorum, gittiği yerden 3-4 saatten evel gelmez! Sen rahat ol! Ama istersen odaya da geçebiliriz?” dedi. Neriman’ın hızı şaşırtmıştı beni!

“Tamam, olur!” dedim, kalktık. Neriman önümden gidip, bir odanın kapısını açtı, ışığını yakıp, “Sen gir, ben çocuklara bakıp geliyorum!” dedi. Odaya girdim. Beni soktuğu oda kendi yatakodasıydı. Yatağın üstüne oturup beklemeye başladım. Bu arada yarağım da sikilecek am kokusunu almış ve kazık gibi olmuştu. Az sonra Neriman geldi, elinde benim ayakkabılarım vardı. Kapıyı kilitledi ve gülümseyerek geldi, ayakkabılarımı yatağın altına koydu. Bu da onun bu işlerde tecrübeli olduğunu gösteriyordu. Kimbilir bu yatakta İdris’i kaç kere boynuzlamıştı!

Neriman yanıma oturup, heyecanla, “Ee, ne konuşuyorduk?” dedi. Yatakodasına konuşmaya gelmediğimizi aslında kendisi de biliyordu. Bu sorusuna cevap bile vermedim, elimi inek memesi gibi göğsüne atıp, aynı zamanda da dudaklarına yumuldum. Yeter’in aksine, Neriman öpüşme konusunda oldukça tecrübeliydi. Göğüslerini biraz yoğurduktan sonra, elimi şalvarından içeriye daldırıp, külotunun içine soktum. Elime hafif kıllı, fakat kocaman bir am geldi. Bu arada halen öpüşüyorduk. Amını biraz avuçladıktan sonra, iki parmağımı birden içine soktum. Fırın gibi yanan amının içi vıcık vıcık olmuştu…

Biraz amını parmakladıktan sonra elimi çektim ve “Soyun!” deyip, kendim soyunmaya başladım. Neriman, “Işığı söndür!” dedi. Kalktım ışığı söndürüp geldim. Az sonra ikimiz de çırılçıplak yatıyorduk yatakta. Ben Neriman’ın terlemiş göğüslerini emerken, o da elini yarağıma atmış, sıvazlıyordu. İkimiz de konuşmuyorduk, zaten konuşmaya gerek de yoktu. Sadece Neriman’ın inleme sesleri vardı odada. Göğüslerinden sonra bıngıl bıngıl titreyen göbeğiyle oynadım biraz. Ordan aşağı kayıp, yine terlemiş amını yalamaya başladığımda ise Neriman’ın inlemeleri arttı. Biryandan da düşünüyordum, acaba daha önce bunun amını hiç yalayan oldu mu diye. Neriman’ı orgazm edene kadar devam ettim hafif sidik tadı olan amını yalamaya…

Sonra tekrar yukarı kayıp, kulağına, “Sen de benimkini yalamak istermisin aşkım?” diye sordum. Neriman sanki bunu sormamı bekliyormuşçasına, birşey demeden hemen doğruldu ve yarağıma yumuldu. Neriman beni birkez daha şaşırtmıştı, çok ustaca yalıyordu yarağımı. Acaba bunu kimden öğrendi diye düşünmeden edemedim. Yarağımı yalarken taşaklarımı da okşuyordu. Sesimi çıkarmasam beni yalayarak boşaltacak gibiydi. “Tamam aşkım, yat hadi!” dedim. Neriman ağzını elinin sırtıyla silerek yattı ve bacaklarını ayırdı.

Bacaklarının arasına girdim, yarağımı elimle tutup amına geçirdim. Ve sikmeye başladım. Ama böyle tam kökleyemiyordum, göbeği engel oluyordu. Bacak omuzda sikmeye karar verdim. Yarağımı çekip, bir bacağını kaldırdığımda, ben birşey demeden Neriman da öteki bacağını kaldırıp omzuma attı. Yani biliyordu bacak omuza pozisyonunu. Böyle daha iyi sikebiliyordum amını, şimdi tam kökleyebiliyordum. Neriman altımda iki büklüm katlanmıştı ve her köklediğimde, “Iğıhhh!” diye inliyordu…

10 dakikadan fazladır sikiyordum ve yavaş yavaş boşalmaya yaklaşıyordum. Neriman birkez daha orgazm oldu mu, olmadı mı anlamamıştım, ama doğrusu umurumda da değildi. Dışarıya boşalmak istemiyordum, ama amına da boşalıp başıma bela almak istemiyordum. Durdum ve pozisyon bozmadan yarağımı amından çıkardım, göt deliğine sokmaya çalıştım. Neriman anlamıştı, hemen elini alttan atıp yarağımı yakaladı ve göt deliğine ayarladı. Bana sadece yüklenmek kalmıştı. Neriman yine, “Iğıhhh!” diye inledi. Tek seferde köklemiştim götüne. Neriman götten sikişmeye de alışıktı. Fakat uzun sikemedim, sadece birkaç kez pompalamayla boşaldım götünün içine…

Neriman bacaklarını omzumdan indireceğinde engel oldum, yarağım sertliğini kaybetmeden götüne pompalamaya devam ettim. Bir 5 dakika kadar siktikten sonra yarağımı götünden çıkarıp, bacaklarını indirdim ve “Domal aşkım!” dedim. Neriman kendisinden hiç beklenmeyecek bir çeviklikle yüzüstü dönüp, dörtayak domaldı. Göt deliği kapanmadan yeniden geçirdim götüne ve sikmeye devam ettim…

Yarağım sertliğini kaybedince götünden çıktım ve kendimi yatağa attım. Neriman da hemen yanıma uzandı ve “Hoşuna gitti mi? Beğendin mi?” diye sordu. Dudaklarından öpüp, “Beğenmek ne kelime aşkım, bayıldım! Çok güzel sikişiyorsun! Şu ana kadar sikiştiğim en ateşli kadın sensin!” dediğimde, Neriman, “Sen de çok güzel sikişiyorsun erkeğim!” diyerek beni şaşırttı.

Biraz öyle yatıp kendimize geldikten sonra, Neriman yataktan indi, elbiselerimi toplayıp elime verdi ve yatağın altından da ayakkabılarımı çıkardı. Bu hareketi resmen (Giyin ve git!) demek oluyordu. Bozuntuya vermemeye çalışarak giyindim. Neriman da giyindi. Odadan çıkacağımızda, Neriman, “Şeyy Harun… İdris eve hiç para bırakmadı… 50 Lira verebilirmisin?” dediğinde, kendimi genelevde gibi hissettim. Sanki Neriman benden Vizite ücreti istiyordu! Bozulduğumu belli etmemeye çalışarak, “Tabii, sorun değil!” deyip cüzdanımı çıkardım ve 100 Lira verdim. Neriman, “Teşekkür ederim erkeğim, çok Bonkörsün!” deyip dudağımı öptü. Neriman’ın yanından ayrılıp, kahvehaneye gittiğimde kafam halen karışıktı, ne düşüneceğimi bilemiyordum…

2 gün sonra Nurcan beni arayıp, güzel haberi verdi. Peşinat için babasından 40.000 Euro koparmakla kalmamış, taksitler için de her ay 1.000 Euro sözü almıştı. Ama beni bundan daha çok heyecanlandıran haber, bu 40.000 Euroyu kaynanamın getirecek olmasıydı. Ramazan çavuşun Almanya’da ne dolaplar çevirdiğini bilmiyordum, ama bu paradan bankanın, dolayısıyla da vergi dairesinin haberdar olmasını istemediği açıktı…

Nurcan annesi için uçak biletini ayarlayıp, bana gününü saatini bildirdiğinde, benim de heyecanım artmıştı. İlk işim Alexandra’dan kaynanamın videosunu alıp, kopyalamak oldu. Sonra da gidip kasabadaki dairemde defalarca izledim videoyu. Alexandra’nın dediği kadar varmış kaynanam, izlerken 3 defa 31 çektim…

One thought on “Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 41

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir