Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 42

Sonunda sabırsızlıkla beklediğim gün gelip çattı. Kaynanamı İzmir’de havaalanında beklerken, sigaranın birini söndürüp ötekini yakıyordum… Kaynanam nihayet çıkış kapısında göründü. Çiçekli başörtüsü ve uzun pardesüsü ile diğer yolcuların arasında hemen farkediliyordu. Omzunda asılı ve sımsıkı tuttuğu çantasının haricinde, tekerlekli küçük bir de valizi vardı. Gülümseyerek yanına gittiğimde, kaynanam, ‘Hoşgeldin!’ dememe bile fırsat vermeden kollarını açtı ve “Gel önce bir sarılayım sana!” diyerek sarıldı. Ben dururmuyum, ben de ona sarıldım. Pardesüsüne rağmen göğüslerinin sıcaklığını hissedince çıldıracaktım. Pahalı bir parfüm kokusu geliyordu ayrıca…

Kaynanam, “Nurcan sıkı sıkı tembihlediydi, Harun’a benim yerime sarıl, kocaman öp onu, çok özlediğimi söyle ona dediydi!” diyerek, yanaklarımı şapur şupur öpmeye başladı. Dudaklarıma yakın öpüyordu, bunu kasıtlı yaptığından emindim… Kaynanam Almanya’yı arayıp, sağ salim geldiğini haber verdikten sonra, valizini ben aldım ve otoparka doğru yürümeye başladık. Kaynanam, “Çantamı kapıp kaçmasınlar! Paralar çantada!” deyip koluma girdi…

Kaynanama, “Hemen yola çıkalım mı, yoksa bu gece bizim İzmir’deki evde kalıp, sabah mı çıkarız yola?” diye sorduğumda, “Annenler de İzmir’deler mi?” diye sordu. Ben, “Yok, köydeler!” deyince, kaynanam biraz düşünüp, “Sabah çıkalım!” dedi. Bunu demesi benim için yeterliydi, bu gece ne yapıp edip kaynanamı sikecektim. Ama kolay mı olacaktı, yoksa beni uğraştıracakmıydı, orasını henüz bilmiyordum.

Arabaya bindiğimizde, kaynanam halen omzunda asılı çantasını sımsıkı tutuyordu. Üstelik pardesüsünü de çıkarmamıştı. “İstersen çantayı arka koltuğa bırak, rahat otur! Korkma, arabada çantaya birşey olmaz!” dedim. “Doğru ya!” deyip çantasını arka koltuğa bıraktı. Sonra da pardesüyü çıkarıp, onu da çantanın üzerine koydu. Emniyet kemerini taktı, ama rahat edemedi. Kemeri çekiştirdi, gömleğini çekiştirdi. Yine de rahat edemeyince, “Bu arabanın kemeri otomatik ayarlanmıyor mu?” dedi. Doğrusu ne demek istediğini anlamamıştım, ama, “Takma istersen, 15-20 dakika sonra evdeyiz zaten!” dedim.

Kemeri takmadı, ama busefer de koltuğun hiç konforlu olmadığından yakınıp, koltuğun ayarlarıyla oynadı biraz ve “Bizim arabanınki elektrikli ayarlanıyor, şurasında düğmeleri var. Hatta düğmenin birine basınca sırtıma masaj yapıyor!” dedi. (Ananın amından çıkarken koltuğu masaj yapan arabayla mı çıktın, amına koduğumun orospusu!) dememek için zor tuttum kendimi, “Yok, bu sizinki gibi Lüx değil. Hem bu araba babamın, benim arabam yok zaten!” dedim.

Kaynanam elini bacağımın üstüne koyup, “Canım benim, arabam yok diye üzülme! Biliyorsun, kayınbaban sana bizim arabayı verecekti, ama arabanın kağıtlarında bazı problemler varmış, o yüzden Türk plakasına çevrilemiyormuş. Merak etme, ben sana daha iyisini alırım burdan! Sen yeterki Nurcan’ımı mutlu et!” deyip, bacağımı sıvazladı. Ramazan çavuş arabayı vermemek için resmen kıvırtıyordu. Ama istediği kadar kıvırtsın, Ramazan çavuşun ipi kaynanamın elindeydi ve kaynanamın da tek derdi kızının mutlu olmasıydı. Elimi kaynanamın elinin üstüne koydum ve elini okşayarak, “Senin gibi bir kaynanam olduğu için çok mutluyum!” dedim. “Canım benim, ben de senin gibi bir damadım olduğu için çok mutluyum!” dedi…

İzmir’e varıp, eve girdik. Daha oturmadan kaynanam valizi açıp, bir karton sigara, bir şişe Viski, bir şişe Parfüm ve büyük bir kutu da çukulata çıkarıp verdi bana. Parfümle çukulatayı Nurcan göndermiş, sigarayı ve Viskiyi de kendisi Free-Shop’tan almış. Hediyeler için teşekkür edip, yanaklarından öptüm ve sarıldım. Yine vücudunun sıcaklığı ve parfüm kokusu içimi bir hoş etmişti. Dayanamadım, burnumu boynuna yaklaştırıp parfümünü kokladım. Kokladığımı farkedince, “Ter kokuyorum değil mi?” dedi. “Yok valla, çok güzel parfüm kokuyorsun!” dedim. Ama kaynanam huylanmıştı, “Sen bana banyonun yerini göster, ben bir duş alayım! Hem de üzerime rahat birşeyler giyeyim, evdeyiz nasıl olsa!” dedi… Kaynanam banyoya girdiğinde, ben de üzerimi değiştirip, tişört ve eşofman altı giydim. Sonra da telefonla Pizza siparişi verdim…

Kaynanam duş alıp çıktı. Vücuduna oturan bir tayt ve tişört giymişti. Başörtüsü de yoktu. Gerçi izlediğim videoda kaynanamı çırılçıplak görmüştüm, ama böyle de vücudunun tüm kıvrımları detayına kadar belli oluyordu. Vücudunu süzdüğümü görünce, kaynanam gülümseyerek, “Öyle bakma Harun, göbeğimde ve popomda fazladan bir-iki kilomun olduğunu biliyorum!” dedi. Tecrübelerime göre bunu diyen bir kadın, öyle olmadığını duymak isterdi. Ama ben, “Göbeğin okadar değil de, poponda biraz fazlalık var!” dedim.

Kaynanamın yüzündeki gülümseme kayboldu ve “Okadar da zayıflamaya çalışıyorum! Çok mu belli oluyor popomdaki fazlalıklar?” diye sordu. Yanına gidip, “Şöyle bir dön bakayım!” dedim. Kaynanam arkasını döndü. Taytın altına giydiği Tanga külotunun hatları belli oluyordu. Tanga giymiş olması, kaynanamın sikişmeye hazırlıklı olduğu düşüncesini uyandırdı bende. Elimi önce beline koyup, yavaşça aşağı kaydırdım ve poposunu elleyerek, “Şuralarında fazlalıklar var, ama sana yakışıyor! Bence hiç zayıflamana gerek yok! Böyle süpersin!” dedim. Kaynanam heyecanla, “Ay ciddi mi söylüyorsun?” deyip döndü. Duştan sonra yine parfümlenmişti.

“Evet, çok ciddiyim! Bak Nurcan duyarsa kıyamet kopar, ama söylemeden de edemeyeceğim, çok sexy bir vücudun var!” dedim. Kaynanamın yüzünde gülümsemesi tekrar belirdi ve “Merak etme, benim ağzım sıkıdır! Ama kıyamet dedin de, asıl kıyametin büyüğü, bu gece burda kaldığımız duyulursa kopar! Onun için herkese, bu gece otelde, ayrı odalarda kaldığımızı söyleyeceğiz, tamam mı?” dedi. Ben de, “Benim ağzım da sıkıdır, sen nasıl istersen öyle söyleriz! Ayrıca paylaştığımız herşeyin aramızda kalacağını bilmeni isterim!” dedim. Kaynanam, “Canım benim, seninle çok güzel anlaşacağımızı biliyordum!” deyip, yanağıma bir öpücük kondurdu. Ben de tam onun dudaklarına yumulmayı aklımdan geçiriyordum ki, o sırada kapının zili çaldı, Pizzalar gelmişti…

Pizzalarımızı yedikten sonra kanepeye geçtik oturduk. Bana verdiği hediyeler sehpada duruyordu. Viski şişesine uzandım ve “Şimdi Viski içelim desem, sen oyunbozanlık yapıp, içmezsin!” dediğimde, “Ama bak sarhoş olursam beni avutmak zorunda kalırsın. Daha önce hiç içmedim, ona göre!” dedi. Amına koduğumun orospusu daha önce hiç içmediği konusunda resmen yalan söylüyordu. İzlediğim videoda Alexandra’nın ikram ettiği Viskileri su içer gibi götürüyordu…

Bir an şeytan dürttü (Bütün yalanlarını yüzüne vur, bildiğin herşeyi anlat, sonra da yatır zorla sik orospuyu!) diye, ama şeytana uymadım. Gülümseyerek, “Valla benim de içkiyle pek aram yok, belki ben senden önce sarhoş olurum ve sen beni avutmak zorunda kalırsın!” deyip, gittim bardakları getirdim.

Bardakları doldurup, birini kaynanama verdim. Kaynanam bardağını kaldırıp, “Prost!” dedi. “Ben öyle Prost’tan falan anlamam, neye içiyoruz?” dedim. Kaynanam, “Ohalde Nurcan’la mutluluğunuza içelim! Sevginiz ebedi olsun, mutluluğunuzu kimse bozmasın!” dedi. Ben de, “Merak etme, mutluluğumuzu hiç kimse bozamaz! Nurcan’ı çok seviyorum ve ne olursa olsun sevmekten asla vazgeçmeyeceğim!” deyip, tokuşturduk bardakları. Bu cümlelerimin kaynanamı müthiş rahatlattığını görebiliyordum. Keyifle yudumladı Viskisini.

Ben de bir yudum alıp, yalandan yüzümü ekşittim ve “Boğazımı yaktı!” dedim. Kaynanam, “Ah canım benim, kıyamam ben sana!” diyerek çukulata kutusuna uzanıp, bir parça çukulata aldı ve ağzıma verdi. Çukulata ağzımda erirken, “Mmmmhhh!” deyip, uzandım bir parça çukulata da ben aldım ve kaynanamın ağzına verdim. Kaynanam bir kahkaha atıp, “Şu halimize bak ayol, bizi böyle bir gören olsa, bizi Damat-Kaynana değil de, romantik bir gece geçiren iki sevgili sanır! Evde başbaşayız, Viski içiyoruz, birbirimizin ağzına çukulata veriyoruz, sadece mum ışığı ve müzik eksik!” dedi.

Mesajı almıştım. Kalktım mutfağa gittim. Annem mumları mutfak masasının çekmecesine koyar hep. Bir mum getirip yaktım. Müzik setine de Slow CD’lerimden birini taktım. Salonun ışığını kapayıp, kaynanamın yanına gittim ve elimi uzatıp, “Hadi sevgilim, dans edelim!” dedim. Kaynanam yine bir kahkaha atıp, “Ayol sen daha içmeden sarhoş oldun! Ne Sevgilisi? Ne Dansı? Gel otur şuraya, Damat-Kaynana olduğumuzu unutma!” dedi.

Kaynanamın elini tutup zorla kaldırdım ve “Unuttun mu sevgilim, Damat-Kaynana bu gece otelin birinde, ayrı ayrı odalarda kalıyorlar!” dedim. Kaynanam gülerek, “İlahi Harun, çok şakacısın! Hadi kırmayım seni, ama sadece bir dans, bu şarkı bitince otururuz!” deyip kollarını boynuma doladı, ben de beline sarıldım ve dans etmeye başladık. Kaynanam yanağını yanağıma yapıştırıp, vücudunu da vücuduma iyice bastırmıştı. Benim yarak durur mu, hemen kazık gibi oldu tabii. Kananam yarağımı hissettiği halde vücudunu bastırmaya devam ediyordu…

Kaynanam sadece bir şarkı demişti, ama ikinci şarkı da bitmiş, üçüncü şarkı çalıyordu ve biz halen dans ediyorduk. Bu arada elimi tişörtünün altına sokmuş, çıplak belini okşuyordum. Ve kaynanam halinden memnundu, hiç sesini çıkarmıyordu. Ama elimi taytının içine sokup poposunu ellediğimde, “Çek elini ordan!” diyerek uyardı beni. Ben ise elimi çekmek yerine, poposunu iyice avuçladım ve aynı zamanda da dudaklarına yumuldum. Kaynanam karşılık vermedi ve dudaklarını kaçırmak istedi. Fakat ben poposunu yoğurarak, dudaklarını öpmeye devam ettim. Kaynanam göğsümden ittirince bıraktım öpmeyi. Kaynanam burnundan soluyarak, “Bu yaptığımız hiç doğru değil!” dedi.

Orospunun kırdığı cevizler kırkı geçmişti, ama halen doğruluktan bahsediyordu. Aslında o anda söyleyecek çok şeyim vardı, ama konuşmaya bir başlasam bu iş kötü sonuçlanacaktı. Hatta Nurcan’la aramızdaki herşeyi de bitirmem gerekiyordu. Ama Nurcan’ı çok seviyordum. Ayrıca kaynanam ‘Kirli Çıkı’ idi, epey bir para tırtıklayabilirdim. Onun için o konulara hiç girmeyip, Trip atmaya karar verdim ve “Haklısın, özür dilerim! Hadi eşyalarını toparla, gidiyoruz!” dedim.

Kaynanam şaşırmıştı, “Anlamadım, nereye gidiyoruz?” diye sordu. Ben de, “Herhangi bir otele gidip, ayrı ayrı odalarda kalacağız, Damat-Kaynana gibi!” deyip, salonun ışığını açtım, mumu söndürdüm, müziği kapadım. Kaynanam Dut yemiş Bülbül gibi olmuş, ne yapacağını bilmez bir halde dikiliyordu. “Ee, hadi, gidiyoruz!” dedim. Kaynanam, “Bunu bana yapma Harun!” diyerek ağlamaya başladı. Orospu ne emmeye geliyordu, ne gömmeye!

Yanına gittim ve omuzlarından tutarak, “Ne oldu, niye ağlıyorsun? İstediğin bu değilmiydi?” diye sordum. Kaynanam gözlerimin içine bakarak, “Beni hiç anlamıyorsun Harun! Senin istediğini ben senden daha çok istiyorum, ama…” dediğinde, “Aması falan yok aşkım!” deyip dudaklarına yumuldum. Kaynanam busefer karşılık verdi ve salonun ortasında deli gibi öpüşmeye başladık…

10 dakika sonra da benim odamdaydık. Nurcan’ı siktiğim yatakta şimdi kaynanamla öpüşüyorduk. Çırılçıplak soyunmamız fazla sürmedi. Sevişirken kaynanam birşey diyecek oldu, ama ben, “Şimdi değil aşkım, sonra konuşuruz!” deyip susturdum. Kaynanamın göğüslerini epey bir yalayıp, emdikten sonra elimi amına attım. Türkiye’ye gelmeden hemen önce ağda yapmış olmalıydı, amı kaymak gibiydi. Aşağı kayıp amını incelemeye başladığımda, kaynanam, “Ne oldu, niye inceliyorsun?” diye sordu. Ben de, “Nurcan’ın çıktığı deliği merak ettim sadece aşkım!” dedim. Kaynanam, “İlahi Harun, çok alemsin!” deyip güldü ve “Hoşuna gitti mi bari?” diye sordu. “Evet, harika amın var aşkım! Nurcan gibi güzel bir kız anca bukadar güzel bir amdan çıkabilirdi zaten!” dedim. Amına bir öpücük kondurup kalktım ve “Hemen geliyorum aşkım!” deyip, bir koşu gittim, salondan çukulata kutusunu alıp geldim.

Kaynanam elimde çukulata kutusunu görünce gülümsedi. Bir parça çukulata alıp, “Kapa gözlerini aşkım!” dedim. Kaynanam gözlerini kapayıp, ağzını açtı. Ağzına verceğimi sanıyordu, ama ben çukulatayı amına soktum. Kaynanam, “Napıyorsun ayol?” dedi. Gözlerini de açmıştı, ne yaptığımı görmeye çalışıyordu. “Şşşt, sakin ol aşkım, birşey yapmıyorum!” deyip, birkaç parça daha çukulata soktum amına. Sonra amını yalamaya başladım. Kaynanam hem gülüyor, hemde aldığı zevkten debeleniyordu. Bir süre sonra amındaki çukulatalar eriyip, dilime gelmeye başlamıştı…

Yalamayı bırakıp, amına yarağımı soktuğumda kaynanamdan derin bir, “Ohhhh!” çıktı. Fakat henüz amını sikmeyecektim. Yarağımı amının içinde biraz oynatıp çıkardım. Ve çukulataya bulanmış yarağımı kaynanamın ağzına verdim. Kaynanam, “Mmmhhh! Mmmhhh!” diye sesler çıkararak iştahla emiyordu yarağımı. Yarağımdaki çukulataları yalayıp bitirdiğinde, ben tekrar amını yalamaya geçtim. Kaynanam artık çıldırmak üzereydi, “Kurban olurum yeter, sik hadi!” diye inliyordu…

Yarağımı amına kökleyip, hareketsiz bekledim. Kaynanam altımda, “Ne duruyorsun, sik hadi! Hadi, hadiii!” diye kıvranıyordu. Yavaş yavaş pompalamaya başladım, tadını çıkara çıkara sikiyordum, nasıl olsa bolca vaktimiz vardı. Kaynanam, “Niyetin beni öldürmek mi? Hızlı siksene!” diyerek tırnaklarını sırtıma geçirince, “İstersen sen üste çık aşkım!” deyip amından çıktım. Kaynanam hiç vakit kaybetmeden beni sırtüstü yatırıp üstüme çıktı, yarağımı amına yerleştirip, deli gibi hoplamaya başladı. Okadar hırsla zıplıyordu ki, böğürerek orgazm olması uzun sürmedi…

Öne eğilip dudaklarıma yumuldu. Amı halen kasılıp gevşiyor, sanki yarağımı sağıyordu. Biraz sonra üstümden indi. Yarağımın kazık gibi durduğunu görünce, “Sen boşalmadın mı?” diye sordu. “Yok, daha boşalmadım!” deyince, “Nasıl istiyorsun, yatayım mı, domalayım mı?” diye sordu. Amından akmış olan çukulatalar, yarağımı, taşaklarımı ve kasıklarımı yapış yapış etmişti. Kaynanamın da amı ve kasıkları yapış yapıştı. Kalktım, “Aşkım gel, önce temizlenelim!” diyerek elinden tutup, kaynanamı da kaldırdım ve banyoya gittik.

Duşun altında şampuanla birbirimizi yıkadık. Duş süzgecinin başlığını çıkardım ve hortumu amına sokup, amının içine de bolca su tuttum. Amının içi de tertemiz olmuştu. Biraz öpüşüp elleştikten sonra, “Arkanı dön aşkım! Biraz eğil, musluktan tutun!” deyip, kaynanamı hafif domalttım. Götünün deliğine şampuan döktüğümde, kaynanam götünü sikeceğimi anlamıştı. Doğrulmaya çalışıp, “Ordan hiç yaptırmadım…” dediğinde, “Şşşt, bozma pozisyonunu aşkım!” dedim. Orospu yine yalan söylüyordu. Videoda Alexandra belden bağlamalı yarakla evire çevire sikiyordu kaynanamın götünü.

Yarağıma da biraz şampuan döküp, dayadım götüne ve kökledim. Kaynanam bastı çığlığı. Numara yapıyordu orospu. Hiç oralı olmadım, pompalamaya başladım götüne. Kanırta kanırta, kökleye kökleye sikiyordum götünü. Kaynanam ise, “Ağhhh, ufff, yavaş, acıyor, ağhhh, anammm, offf, uyyy, kurban olurum yavaşşş!” diyerek, ilk defa götü sikiliyor numarasına devam ediyordu…

Rahat bir 10-15 dakika siktim kaynanamın götünü ve sonunda kenetlenip boşaldım götünün içine… Bir süre öyle kaldıktan sonra yarağımı çıkardım. Kaynanam ise, “Ağhhh, mahvettin götümü, öldürdün beni!” diye söylenerek döndü. İlk defa götü sikiliyor numarasını yediğimi düşünüyor olmalıydı ki, suratında (Bak kıymetimi bil, daha önce hiç kimseye siktirmediğim götümü sana siktirdim!) der gibi bir ifade vardı.

Dudaklarından öptüm, “Muhteşem bir götün var aşkım, Alexandra’nın götü bile bukadar zevk vermemişti bana!” dedim…

6 thoughts on “Köydeki Muhteşem Amcık – Bölüm 42

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir