Türbanlı Sex Maceram – Bölüm 2

Merhaba ben Ersin size Rümeysacım ile olan ilişkimin nasıl başladığını anlatmıştım. Şimdi ise bu tutkulu aşkın devamını anlatacağım.

Yaz mevsimiydi. Rümeysacım ile başbaşa romantik, ateşli, birkaç günlük balayı niteliğinde bir tatil yapmayı çok istiyorduk. Ne de olsa o kağıt üstünde Vedat’ın karısı olsa da aslında benim karımdı.

Daha önce anlattığım ve benim ömrümde geçirdiğim en güzel günler o romantik 5 günümüzden sonra bir daha doğru dürüst birbirimize vakit ayıramamıştık. Arada yaptığımız seksler hep kısa ve genelde ayakta fazla soyunmadan oluyordu.

Artık sabırdan çatlama noktasına gelmiştim. Haftalardır birlikte geçirdiğimiz 5 özel günü düşünüyor, ona yenilerini eklemek istiyordum. Onunla herkesten uzak başbaşa hiç değilse birkaç romantik gün daha geçirmek istiyordum. Onu soymak ve bir dilim ekmek gibi yağlamak istiyordum. Çıplak ve seksi vücudunun her bir noktasına bal dökmek ve sonra onların hepsini tek tek yalamak istiyordum. Tekrar hiç bıkmadan usanmadan sabahtan akşama kadar her gün evire çevire sikmek, o eşsiz yumuşacık narin zarif 37 numara buğday tenli ayaklarını saatlerce yalayıp yiyip bitirmek, o yumuşacık pürüzsüz bacaklarında dolgun meme ve kalçalarında kiraz dudaklarında kaybolmak istiyordum.

Karıcım rümeysa da aynı şekilde bana kendini siktirmek için sabırsızlandığını o geçirdiğimiz ateşli günleri çok aradığını ve Vedat’tan tatmin olamadığını söylüyordu. Geçen ki telefon konuşmamızda bana artık dayanamıyorum ateşimi alman lazım sana çok ihtiyacım var demişti. Ben de ona merak etme aşkım gene başbaşa kalacağız doya doya sikeceğim seni dedim.

Bu arada ben Yalova’daki yazlığımdaydım. Rümeysa ve Vedat ise Balıkesir’de yazlıkta kalıyorlardı. Yaklaşık iki haftadır birbirimizi göremiyorduk.

Ve nihayet aradığımız fırsat elimize geçmişti. Rümeysacım Vedat ile ciddi bir kavga etmişti. Ve o yüzden de evden ayrıldı 1 haftalığına İzmir’deki teyzemlerde kalacağım diye kocasını kandırdı. Ben de İzmir’e geliyordum ve beraber otelde 1 hafta kalacaktık.

Herneyse bizim Vedat salağı kandı tabi hemen izin verdi Rümeysa’ya.

İkimiz de otobüs ile gidiyorduk İzmir’e. Akşam saatleri idi. Ben daha geç varacaktım ama aşkım beni beklemişti sabırla. Ve sonunda hasret bitmişti görmüştüm aşkımı. Üzerinde o çay bardağı gibi seksi vücudunu belli eden dar kırmızı bir abiye ayaklarında sandalet ve başında desenli gri bir eşarp vardı. Birbirimizi görür görmez hemen bavulları falan bırakıp yapıştık. Kimsenin bakışlarına aldırmadan dudaklarını adeta iki haftadır uzak kalmanın acısını çıkarırcasına kendimden geçmiş bir vaziyette büyük bir şehvetle öpüyordum. Rümeysa neye uğradığını şaşırmıştı. Götünü avuçlamaya başlamıştım sonra da. O güzel götünü çok net hissedebiliyordum incecik abiyenin üzerinden. Aşkım bıraktı dudaklarımı. Ne oldu dedim Ersin millet bize bakıyor ayıp dedi. Ben de aşkın neresi ayıp dedim biz karı kocayız kimse karışamaz dedim. Olmaz aşkım internete minternete düşeriz sonra dedi ben de anlayış gösterdim ısrar etmedim. İkimizin de uykusu gelmişti ve bavullarımız vardı. Oteli bulmada biraz zorlandık o yüzden yorulmuştuk. Sonunda otele vardık. Odaya girince eşyalarımızı yerleştirmekle uğraştık. Yorgun ve uykulu olduğumuz için fazla ateşli bir şey yaşayamadık o gece.

Rümeysa acele etmememizi, sadece seks değil romantizm de yaşamamızı istiyordu. Ben de bu isteğini kabul ediyordum kraliçemin.

Sabah beraber duş alıp otelden çıktık. Ben sabahları açken ve uykum daha açılmamışken sevişmeyi hiç sevmem. O yüzden önce romantik bir kahvaltı yapmak istiyordum. Sahilde beraber güzelce kahvaltımızı ettik. Sonra deniz kenarında kayalıklarda oturmaya başladık. Aşkımla Vedat ipnesinden uzak başbaşa oturuyor, denizi seyrediyorduk. O başını omzuma yaslamış ve kolumu belime dolamış, ben de kolumu onun omzuna atmıştım. Onun eşsiz vücudu ile temas etmek dünyanın en güzel şeyiydi benim için.

Bu arada aşkım bu sefer üzerinde beyaz-sarı desenler olan mor bir eşarp, kısa dar lacivert bir tunik kırmızı uzun bir etek ve sandalet giymişti.

O kocaman seksi götü ve dolgun seksi memeleri resmen meydandaydı. Aşkımın giyim tarzı beni öyle bir tahrik ediyordu ki bikinililere, mini eteklilere falan bakmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Rümeysa hep karım olarak kalsın başka hiçbir şey istemiyordum. O yeterdi bana.

Herneyse sohbet ediyorduk. 2 hafta adeta bana 2 yıl gibi geldi dedim. Evet aynen bana da öyle geldi dedi. Ama şimdi birlikteyiz aşkım aramızda kimse yok doya doya aşkımızı yaşayacağız bir hafta dedim ve ağzının kenarından öptüm. Bu sefer etrafı tenha ve görülmeyecek bir yerdeydik o yüzden içim rahattı. Sağduyu yok, kural yok, sadece biz varız dedim ve aynı yerden öpmeye devam ettim. Rümeysa zevke gelmeye başlamıştı bile sırıtıyordu ve ahh ahh diye sesler çıkarıyordu. Derken memelerini de avuçlamaya başladım. Tıpkı o ilk seviştiğimiz günkü gibi kontrolümü kaybetmiştim. Aşkım abartma istersen bi gören olacak dedi. Ben de korkma kimse görmez bizi burada dedim ve avuçlamaya devam ettim. Daha sonra onu kucağıma aldım. Şimdi arkadan ona sarılmıştım ve memelerini daha rahat avuçluyordum. Ve o yumuşacık götünü ve bacaklarını da tüm ayrıntısıyla hissediyordum. O da benim sertleşmiş sikimi hissediyor olacaktı ki daha da çok inlemeye başlamıştı. Memelerini avuçlarken gene onu yandan öpmeyi ve eşarpının üzerinden saçlarının nefis kokusunu içime çekmeyi ihmal etmiyordum. Arada bir o yumuşacık yanaklarını da hafifçe ısırıyordum onun da hoşuna gidiyordu bu fantezim.
Neyse derken elimi eteğinin içine ve oradan da ıslanmaya başlamış külodunun içine soktum ve bir güzel mıncıklamaya başladım aşkımın amını.

Rümeysa iyice azmaya başlamıştı. Bir süre daha böyle devam ettikten sonra yan döndü ve dudaklarıma yapıştı. Adeta vakumluyorduk birbirimizin dudaklarını. Birden kontrolümü kaybettim ve Rümeysa’nın eteğini indirecek oldum. Hemen durdu. Anlaşıldı sen burada sikeceksin beni böyle gidersek kalk otelde devam ederiz dedi. Toparlandık. Ama sikim bir türlü inmiyordu. En sonunda gene sıkıştırdım pantolonumun arasına. Biraz yürüdükten sonra taksiye binmiştik. Hayatımın en zor yolculuğunu yapmıştım. Yol boyunca sürekli Rümeysa’nın götünü, ayaklarını, memelerini, eşarpını gördüğüm için azgınlığım bir türlü geçmiyordu. Bir an önce otele varıp yarım kalan seksi tamamlamak için sabırsızlanıyordum.
Nihayet vardık. Daha odaya girip kapıyı kapar kapamaz hemen Rümeysa’yı duvara yasladım ve hayvan gibi dudaklarına yapıştım. O da yol boyunca beni düşünmüş olacak ki aynı istek ve şehvetle deli gibi beni öpüyordu. Biraz durakladım ve tuniğini çıkarmaya başladım. O da benim tişörtümü bir saniyede çıkardı ve pantolonumu açmaya başladı. Bu sefer ön sevişmeyi kısa tutmak ve hızlıca giriş yapmak istiyordum.

O pantolonumu ve baksırımı çıkarttıktan sonra ben de onun eteğinin altından külodunu çıkarıp attım. Bunların hepsi beş on saniye içinde olmuştu. Azgınlıktan adeta ışık hızıyla hareket ediyorduk. Aşkımı götünden kavrayıp kucağıma aldım ve hemen çatur çutur sikmeye başladım. O bacakları ile belime sarılmış, iki eliyle bana sarılmış ve biriyle de saçlarımı karıştırırken ben de onu hem sikiyor hem de boynunu çatalını memelerinin üst kısımlarını çenesini dudaklarını kısacası ulaşabildiğim her yerini aç köpek gibi yalıyor, adeta karıcığımı yiyip bitiriyordum. Rümeysa da çok azmıştı hayvan gibi bağırıyordu.
Duvarda biraz daha siktikten sonra onu yatağa götürdüm. Giderken de hala öpüşüyorduk çılgınlar gibi.
Rümeysa’yı yatağa attım ve misyoner pozisyonunda sikmeye başladım. İyice kudurmuştu Rümeysa, kendinden geçiyordu. Arada bir gene öpmeyi boynundan ve memelerinden yalamayı ihmal etmiyordum.

Daha sonra kaldırdım Rümeysa’yı eteğini çıkarıp doggy style sikmeye başladım. Aslında o hasta olduğum götünü sikmeyi de çok istiyordum ama Rümeysa haram olduğu için istemiyordu. Ben de anlayış gösteriyordum.

Bu arada sütyenini de çıkarmış ve arkadan memelerini avuçlamaya başlamıştım. Eşarpı ise her zamanki gibi duruyordu.

Neyse aşkımın amına boşalmıştım gene ve biraz dinlenmeye başladık.

Devamını yazacağım şimdilik bu kadar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir