Türbanlı Sex Maceram – Bölüm 5

Merhaba ben Ersin. Size en son aşkım Rümeysa ile olan tatilimizin ikinci gününü anlatmıştım.

En son gece kulübünün tuvaletinde karıcığımı sikmiş ve otele götürmüştüm.

Sabah 10 gibi uyanıp kahvaltıya başladık. Rümeysacığımın benden bir ricası vardı. Aşkım bugün denize girelim bana yüzme öğret dedi. Ben de memnuniyetle evet dedim.

Neyse kahvaltı bitti. Bu arada hala üzerimizde bir şey yoktu. Zaten aşkımla sadece dışarı çıkacağımız zaman giyiniyor, odada başbaşa iken full çırılçıplak duruyorduk.
Neyse sabah postasına başladık. Ayakta birbirimize sarıldık ve her zamanki gibi ateşli bir şekilde öpüşmeye başladık. Bir yarım saat kadar birbirimizi salya içinde bıraktıktan sonra yatağa geçtik ve 69 pozisyonunu aldık. Her zamanki gibi sikimi iştahla yalayıp emdi sevgilim. Ben de onun amını keyifle yalayıp mutlu ettim aşkımı. Daha sonra da misyoner pozisyonunu aldık. O kol ve bacakları ile bir ahtapot gibi beni sımsıkı sarmış vaziyette iken ben de git gide hızımı arttırarak vajinasına giriyordum. Ve çok geçmeden aşkımın içinde boşaldım. Denize gideceğimiz için bilerek ilk postayı kısa tutmuştuk.

Herneyse hazırlanmaya başladık. Ben şortumu giydim. Aşkım da üzerine vücut hatlarını belli eden dar lacivert bir haşema ve kafasına da aynı renkte bir eşarp takmıştı.
Aşkıma arkadan sarılıp yanağından öperek böyle de çok seksisin aşkım dedim. Rümeysa güldü.

Neyse plaja varmıştık. Eşyalarımızı yerleştirip denize girdik. Aşkım bir türlü yüzme öğrenemiyordu. Onu biraz açıklara götürdüm. Korkudan sürekli bana sarılıyordu aşkım. Ben de bulduğum hiçbir fırsatı kaçırmıyor, her fırsatta insanların bakışlarına aldırmadan Rümeysacığımın kiraz dudaklarına sülük gibi yapışıyor, dimdik ve sert memelerini ve yumuşacık seksi kocaman götünü avuçluyor ve mıncıklıyordum.

Bir süre sonra Rümeysa yüzme öğrenmeyi tamamen unutmuştu. Denizin ortasında alenen kimselere aldırmadan hayvan gibi öpüşüp yalaşıyorduk. Hesapta yüzmeye gelmiştik ama birer azgın hayvan gibi yiyişiyorduk. Yaklaşık 1 saat boyunca Rümeysacımla öpüşüp koklaştım, memelerini ve götünü avuçladım. Sonra mola vermek için çıktık. O benden daha önce çıkmıştı. Sudan çıktıktan sonra ıslak haşeması vücuduna yapışmış ve onun kocaman seksi götünü ve dimdik memelerini iyice ortaya çıkarmıştı. Derken gözüm onun çıplak ayaklarına ilişti. O zarif, incecik ayak bileklerini ve yumuşacık, 37 numara ayaklarını yalamayı özlemiştim.
Aşkım sırtüstü yere havlunun üzerine uzandı. Ben de kontrolümü kaybetmiş ve azgın bir boğa gibi onun üzerine çıkmıştım. O kiraz dudaklarına yapışmıştım gene. Rümeysa da bozuntuya vermedi ve elini başımın arkasına koyarak o da beni öpmeye başladı. Rümeysacığımı da sike sike kendime benzetmiştim. O da artık insanlardan pek utanmıyordu. O kadar kendimi kaybetmiştim ki haşemasının pantolonunu indirecek oldum. Ama Rümeysa benim kadar kontrolsüz değildi hala. Aşkım saçmalama iyice kudurdun sen de dedi. Seni görünce kudurmamak elde değil dedim. Sırıttı gene. Neyse birbirimize sarılıp uzanmaya başladık. Bir yarım saat kadar uzandıktan sonra gene denize girdik. Gene aşkımı hiç rahat bırakmıyordum. Kafama koymuştum onu orada sikecektim.

Ateşli bir şekilde yarım saat kadar birbirimizin dudaklarını emdik. Sonra onu çevirdim ve arkadan güçlü kollarımla sımsıkı sardım. Anlaşıldı sen duramayacaksın çabuk sik hadi beni dedi. Sadece kafalarımız suyun üstündeydi. Elimle haşemasının pantolonunu biraz indirdim ve sikimi vajinasına sokmaya başladım. Bir yandan da tabi ki azmış bir şekilde hızla memelerini avuçluyor, yanağından ve ağzının kenarından öpüyor, bazen de önden elimi sokup mıncıklıyordum. Bir on dakika sonra boşaldım amına. Al istediğin oldu sonunda dedi Rümeysa. Daha dur doyamadım sana otele gidelim hele ayaklarının çok çekeceği var benden dedim.

Rümeysacımla gene sarılıp yere uzandık. Arada bir beni gövdemden, omzumdan, boynumdan ve ağız kenarımdan öpüyordu. Bazen ben de başımı eğiyordum ve dudaklarına yapışıyordum. Yaklaşık kırk dakika böyle yattıktan sonra kalkıp otele gittik. Üzerimizi çıkardıktan sonra gene çırılçıplak yatağımıza geçip erotik film izlemeye başladık.

Yatağımızda sarmaş dolaş bir vaziyette öpüşüp koklaşarak filmimizi izledikten sonra beraber duş aldık. Duşta da her zamanki gibi öpüşüp koklaştık.
Çıktıktan sonra üçüncü postaya başlamıştık. Bornozluyken biraz daha öpüştükten sonra aşkım saçlarını kuruladı ve üzerinde lacivert ve gri desenler olan açık mavi eşarpını taktı. Tekrar birbirimize yılan gibi sarılmıştık. Sanki boğmak ister gibi ateşli ve hızlı bir şekilde öpüşüyorduk. Derken Fransız öpücüğü yapmaya başladık. Rümeysa bunu çok iyi becerirdi. Birbirimizin dilini yalarken o benim saçlarımı ben de onun eşarpının arkadan ucunu çekiyordum. Bazen de dudaklarımızı ısırıyorduk.

Hala ayaktaydık. Bir yarım saat kadar böyle öpüşüp koklaştıktan sonra gene onun dimdik ve dolgun memelerine yumuldum. Memelerini yine köpek gibi ısırıyor ve yalıyordum. Derken gene aşkımın sütünü içmeye başladım. Yeter artık aşkım çocuğuma süt bırakmadın dedi. Ben ise aldırmadan sütünü afiyetle içmeye devam ediyordum.

Memelerini ve biraz da göbeğini yalayıp emdikten sonra nihayet ayaklarına indim.

Rümeysacım ayaklarını kaldırdı ve ben de kafamı aralarına soktum. Aşkım iki ayağı ile birden yüzümü ovarak ve okşayarak beni tahrik ediyordu. Yavaş yavaş ayaklarını indirmeye başladı. Şimdi de onları boynuma omuzlarıma göğsüme ve karnıma sürtüyordu.
Yaklaşık bir yarım saat o yumuşacık ayaklarını sürttükten sonra onları tekrar kaldırdım ve yüzüme yapıştırdım. Bir taraftan yüzümü onlara sürtüyor, bir taraftan da öpüp kokluyordum. Rümeysa da iyice öğrenmişti işi. Ayaklarını ileri geri ve bazen de sağa sola oynatarak fetişimize heyecan katıyordu. Onun ayaklarına yetişmeye ritmine ayak uydurmaya çalışıyordum.

Daha sonra ayaklarını durdurdum. Ayaklarının önlerini ve bileklerini öpüyordum şimdi de.

Ve nihayet köpek gibi yalamaya başladım yine. Topuklarını ve parmaklarını vakumluyor, tabanlarını iştahla dilliyordum. O güzel ince parmaklarını emerken kendimi kaybettim ve boğazıma kadar ayağını soktum. Aşkım boğulacaksın dedi Rümeysa. Ben ise aldırmadan sokmaya devam ediyordum. Bir ara durdum ve yutmak istiyorum bu ayakları dedim. Korkuyorum senden dedi aşkım. Git gide daha da çok kuduruyor ve daha hızlı ve şehvetli bir şekilde ayaklarını yalıyordum. Arada bir topuklarının arkasını ve o incecik zarif bileklerini yalamayı ve emmeyi de unutmuyordum. Rümeysa da zevke geliyor ve ahh ahh yala erkeğim benim diye inliyordu. Daha sonra onu yüzüstü yatırdım ve bacaklarının arkalarını öpmeye koyuldum. Bir bacağını öperken diğerini de avuçluyordum. O yumuşacık seksi ve pürüzsüz bacaklarının her bir noktasını öptükten yalamaya başladım. Sanki dondurma yalar gibi o kaygan ve pürüzsüz bacaklarında gezdiriyordum dilimi. Aynı zamanda vakumlamayı da ihmal etmiyordum. Rümeysa da ahh ahh diye inliyor, yala beni ye beni erkeğim gibi sözlerle beni tahrik ediyordu. Yarım saat kadar yaladıktan sonra aşkımı yüzüstü çevirdım.

Şimdi de bacaklarının önlerini okşuyor, avuçluyor, öpüyor, yalıyor ve vakumluyordum. Yarım saat de böyle geçtikten sonra tekrar ayaklarını salya içinde bırakmaya başladım. Ayakları tükürük kokmaya başlayınca da gene leğene sıcak su doldurdum ve aşkımın ayaklarını bir güzel yıkayıp masaj yaptıktan sonra gene yalamaya koyuldum. Yalarken birden durdum ve dolaptan nutella ve bıçak getirdim. Aşkımın ayaklarına ekmeğe sürer gibi nutella sürüyordum. Sonra başladım yalayıp yutmaya. Aynı anda iki güzel tadı birden alıyordum. Aşkım nutella mı daha lezzetli yoksa benim ayaklarım mı diye sordu Rümeysa. Aşkım tabi ki senin lezzetini hiçbir şey veremez dedim. O da sırıttı hoşuna gitmişti bu cevabım. Ayaklarındaki nutellayı bitirdikten sonra yenisini sürdüm. Sonra tekrar yenisini, tekrar yenisini… Nutellaya da aşkımın ayaklarına da doyamıyordum bir türlü. Tekrar tekrar bıkmadan usanmadan yalıyordum. En sonun da kavanoz bitmişti. Ama ben daha doymamıştım ayaklarına. Gene leğen getirip ikinciye yıkamaya başladım ayaklarını. Aşkım doymadın mı hala kaç saat oldu dedi. Ben de doymadım dedim. Bir yandan yıkarken bir yandan da ayaklarına masaj yapıyor ve gene öpücük konduruyordum.
Yıkayıp kuruladıktan sonra gene başladım yalamaya. O incecik zarif bileklerini, topuklarını, tabanlarını, parmaklarını, ayaklarının önlerini kısacası her yerini yaklaşık yarım saat daha emip yalamıştım.

Sonunda dedi aşkım bırakınca. Daha işim bitmedi ayaklarınla dedim. Aşkım sinirlendi kaç saat oldu nasıl bitmedi dedi. Sırtüstü uzandım ve üzerime çık çiğne beni dedim. Aşkım beni kırmadı ve dediğimi yapmaya başladı. Yüzümü, göğsümü, karnımı çiğniyor ve arada bir ayaklarını sikime sürtüyordu. Onun 55 kg ağırlığını ve yumuşacık ayaklarının baskısını hissetmek çıldırtıyordu beni, kuduruyordum. Derken Rümeysa’ya otur dedim oturdu. Sikimi onun yumuşacık bacaklarına sürtmeye başladım. Daha sonra bacaklarını birleştirdim. Şimdi de sikim o yumuşacık, pürüzsüz, kaygan iki bacağının arasında gidip geliyordu. O fazla zevk almıyordu bundan ama ben iyice kudurmuştum. Ohhh ohhh diyordum devamlı.

Daha sonra o yumuşacık ayaklarını yağladım. Aşkım sırtüstü uzanmış, ben de diz çökmüştüm. O yumuşacık ayaklarını sikime ve taşaklarıma sürtüyordu şimdi. Derken sikimi ayaklarının arasına aldı ve o yumuşacık ayakları ile sikimi ovmaya başladı. Şimdi de ben sikimi ileri geri ve sağ sola oynatarak ilişkiye heyecan katıyordum. Aşkım da bana ayak uyduruyordu.

Derken ayak bileklerinden tuttum, ayaklarını birleştirdim ve sikimi arasına soktum. Başladım sikimi ileri geri oynatmaya. Ayaklarını sikiyordum aşkımın. On dakika daha böyle geçtikten sonra sırtüstü uzandım. Aşkım da oturdu ve sikimi tekrar iki ayağının arasına aldı. Yirmi dakika kadar o yumuşacık ayak tabanlarıyla sikimi ovup okşadıktan sonra kalktım ve aşkımı çevirip domalttım. O güzel kocaman seksi götüne birkaç sert şaplak attıktan sonra yalamaya başladım. Köpek gibi iştahla yalıyor, emiyor ve ısırıyordum. Rümeysa gene söylendi aşkım çok uzadı bu posta hadi sik artık beni dedi. Ben de yapıştım arkasına hemen. O dimdik sert memelerini sıkıca tuttum arkadan ve hızla amına girmeye başladım. Aşkım Rümeysa zevkten kuduruyordu. Bir yandan götünü ileri geri oynatıyor bir yandan da sik beni erkeğim, uçur beni erkeğim, ahhh ahhh diye bağırıyordu. Nihayet aşkımın amına boşalmıştım.

Beraber yine öpüşüp koklaşarak duşumuzu alıp çıktık. Aşkıma bu sefer kırmızı bir şal, pembe dar bir tunik, uzun mavi etek ve pembe topuklu ayakkabılar giydirdim.
Beraber gene dışarıda mum ışığında yemek yiyorduk. Sohbet ederken arada bir aşkımın güzel ellerini öpüyordum.

Aşkım seni seviyorum söz Vedat’tan ayrılacağım dedi bir ara. Çok mutlu olmuştum. Doya doya kimseden gizli saklı olmadan sevişeceğiz dedi. Beraber geleceğimiz ile ilgili hayaller kurduk. Aşkım balayına umreye gidelim mi çok romantik olur dedi. Ben de sen nasıl istersen aşkım dedim istersen Avustralya’ya gideriz dedim.

Neyse yemeğimizi yiyip kalktık. Yolda yine azmaya başlamıştım. Rümeysa’nın sallanan kocaman götü beni çok fena tahrik ediyordu.

Odaya girince gene birbirimizi sımsıkı sarıp yapıştık dudaklarımıza. Bir on dakika Rümeysa’nın kiraz dudaklarından öpüp götünü de avuçladıktan sonra aşkım beni on saniyede soydu. Ben de sadece külodunu çıkardım ve gene kaldırıp duvarda sikmeye başladım. Azgın bir boğa gibi girişmiştim aşkıma. O da ahtapot gibi sımsıkı sarmıştı beni. Saçlarımı sertçe çekiyordu. Çatur çutur sikerken arada bir dudaklarına da yapışıyordum. Daha sonra aşkımı yatağa sırtüstü yatırdım. Eteğini ve tuniğini çıkardım. Ben daha üzerine yerleşmeden aşkım ellerini kafama bacaklarını da belime koydu ve hızla beni kendine çekip dudaklarıma yapıştı. Ben de amına girmeye başlamıştım. Kafamı kaldırmak istemiştim ama aşkım elleriyle sımsıkı tutmuştu kafamı ve bırakmaya da hiç niyeti yoktu. Adeta dudaklarımı esir almıştı. Çok geçmeden inleyerek boşaldım ve rahatladık. Aşkımın sütyenini ve şalını da çıkardıktan sonra birbirimize sarılıp uyuduk.

Devamı gelecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir